Abdullah Uçan: STK’lar Katılım Bankacılığı Sektörü İçin Büyük Bir Pazar Alanı

Özellikle coğrafi konumu itibariyle Türkiye, bünyesinde pek çok Sivil Toplum Kuruluşu (STK) barındırmaktadır. Bu STK’lar genellikle gençlik hareketi, insani yardım ve inançlar misyonu gibi alanlarda faaliyet gösteren kurumlardır.  Bunun yanı sıra Müslüman dünyasında dik duruşu ve yapıcı politikalarıyla Türkiye, uluslararası STK’lar için de önemli bir faaliyet alanı olarak görülmektedir. İslam Kalkınma Bankası ve Birleşmiş Milletler altında faaliyet gösteren çeşitli komisyonlar da ülkemizde ciddi çalışmalar yürütmektedir. Sivil Toplum Kuruluşları, yapıları itibariyle çok fazla üyeye sahiptir. Bu üyeler, kuruluşun haftalık, aylık veya çeşitli dönemlerde düzenlenen diğer toplantılarına katılarak aktifliklerini göstermektedirler. Sivil Toplum Kuruluşlarının, bağlılık esası ile hizmet veren bu denli geniş bir çalışan kitlesine sahip olması bazı sektörler için büyük bir pazar alanı oluşturmaktadır.

Katılım bankacılığı sektörü ise ülkemizde konvansiyonel bankacılık sektörüne nazaran yeni sayılmaktadır. Henüz yeni olan bu bankacılık sisteminin pazar payı ise elbette doygunluğa ulaşmış değildir. Katılım bankaları, finans sektörünün en genç oyuncuları olmaları sebebiyle, pek çok alana kolaylıkla giriş yapma imkanına sahip olduğu gibi bu kurumların en çok istifade edebilecekleri alanlardan birisi de Sivil Toplum Kuruluşlarıdır.

Peki Katılım Bankaları STK Sektörünü Nasıl Değerlendirebilir?

Henüz bankacılık sektöründe hak ettiği yerde olmayan katılım bankaları, STK’lar ile özel anlaşmalar yapabilir. Bu şekilde katılım bankalarının aktif müşteri sayısı da arttırılabilir. Sivil Toplum Kuruluşlarının halk tabanına inmek gibi bir çalışma modülünün olması katılım bankalarının hizmet alanını genişletmesini de sağlayacaktır. Örneğin Kızılay ile kurum üye ve çalışanlarına yönelik bir anlaşma yapılması, Katılım bankalarının hem ürün ve hizmetlerini tanıtma hem de müşteri portföyünü genişletme açısından yararına olacaktır. Bir başka örnek olarak Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA), Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV), İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH) gibi oluşumlar değerlendirilebilir. Finans sektörünün geleceğini oluşturan gençlere yönelik bir çok harekete liderlik eden bu gibi vakıflar geniş kitlelere hitap etmektedir. Bu organizasyonlar, daha çok gençlerle çalıştığı için katılım bankalarının bu kuruluşlardan elde edeceği müşteri portföyü çok genç ve dinamik bir grup olacaktır. Böylece katılım finans kurumları bu müşterilerle daha uzun vadede çalışma fırsatını elde etmiş olacaktır.

Toparlayacak olursak; bir yandan ülkemizde büyük bir aktif müşteri potansiyelini elinde bulunduran STK’lar bir yandan da henüz bankacılık sektöründe yeni olan katılım bankacılığı… Böylesine büyük bir müşteri pazarına giriş yapmak katılım bankalarının istikbali için büyük bir ehemmiyet arz etmektedir. Bu bankaların kuruluşlarla yapacakları anlaşmalar, ileriye dönük bankacılık stratejilerini de doğrudan etkilemektedir.

Faizsiz bir dünyada yaşamak ümidiyle…

 

Abdullah UÇAN

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir