Türkiye, İslami Finansın Aslına Uygun Şekilde Uygulandığı Bir Ülke Olarak Görülüyor!

KTO Karatay Üniversitesi’nin en sevilen hocalarından Syn. Kamola Bayram Hanımefendi ile takipçilerimiz için, Şeymanur Bektaş tarafından gerçekleştirilen röportajı istifadenize sunuyoruz…

Hocam sizi biraz tanıyarak başlayalım mı? Memleketinizden, yaşınızdan, kariyerinizden, ailenizden, şu anki görevlerinizden, çalışmalarınızdan biraz bahseder misiniz? 

Adım Kamola Bayram. Şu an KTO Karatay Üniversitesi İslam ekonomisi ve Finans bölümünde Dr. Öğretim Üyesi olarak çalışıyorum. Lisans eğitimi Anadolu Üniversitesi İşletme bölümünde tamamladım. Yüksek lisans ve doktora eğitimimi Malezya Uluslararası İslam Üniversitesinde sırası ile finans matematiği ve  İslami bankacılık ve finans alanında tamamladım. Doktora eğitimim sırasında IFSB’de (Islamic Financial Services Board – İslami Finansal Hizmetler Kurulu) araştırma uzmanı olarak çalıştım. Daha sonra da ICIFE (International Council of Islamic Finance Educators – Uluslararası İslami Finans Eğitimciler Birliği)’de asistan olarak çalışmaya başladım ve doktora eğitimimin sonrasında proje müdürü olarak görev yaptım. Bu görevim süresince İslam Ekonomisi ve Finansı eğitimi alanında yapılabilecek düzenlemeler, eğitim veren uzmanların havuzunu oluşturma, hangi ders en iyi şekilde nasıl verilir? gibi konular üzerinde çalışmalarımız oldu. Aynı zamanda İslam ekonomisi ve finansı alanında eğitim vermek isteyen ama henüz altyapıya sahip olmayan üniversiteler için kapsamlı eğitim programları düzenledim. Bu programlardan biri Müslümanların azınlıkta olduğu Filipin’de Mindanao Devlet Üniversitesi akademisyenleri için düzenlediğimiz 4 aylık İslami Bankacılık ve Finans eğitim programıdır. Daha sonra Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi’nde İslami Finans ve Bankacılık Enstitüsünde Yardımcı Doçent olarak işe başladım. 2019 Mart ayı itibariyle KTO Karatay Üniversitesi’nde görev yapmaktayım.

Türkiye’de İslam Ekonomisi’ne ilişkin lisans bölümleri yeni açıldı. Yüksek lisans ve doktora faaliyetlerinin de geçmişi pek yok. Şu an akademik pencereden baktığınızda neler düşünüyorsunuz? Ülkemizde bu faaliyetlerin başlaması sizce gecikti mi?

Bugün ülkemizde İslam Ekonomisi ve Finans alanında eğitim veren beş üniversite var. Bunlar başta benim şu an görev yaptığım KTO Karatay Üniversitesi olmak üzere, Sakarya üniversitesi, İstanbul üniversitesi, Sabahattin Zaim üniversitesi ve Marmara üniversitesi.  KTO Karatay üniversitesi ve Sabahattin Zaim üniversitesi lisans düzeyinde eğitim vermektedir ve İslam ekonomisi ve finans eğitiminin öncüleridir. Yeni girişimlerden biri de Marmara Üniversitesi’nin İslam ekonomisi ve Finans Enstitüsü açması oldu. Aynı zamanda Sakarya Üniversitesi çok başarılı projelere imza atıyor. Ben inanıyorum ki bu beş üniversitenin iş birliğiyle beraber biz öğrencilerimizi ve akademik kadromuzu zirveye taşıyacağız ki şu an bile Türkiye bu konuda uluslararası platformda kendinden söz ettiriyor. Eğer bana lisanla mı başlamak daha önemli yoksa yüksek lisansla mı devam etmek daha önemli diye sorarsan benim görüşüm lisansla başlamaktan yana olur. Çünkü öğrenci daha öğrenirken iki sistemi aynı anda öğreniyor. Hem konvansiyonel finans bilgisine hem de İslam ekonomisi ve finans bilgisine sahip olarak mezun oluyor.

Peki, İslam ekonomisi bugün hakim olan ana akım iktisat anlayışına tam manasıyla alternatif oluşturabilecek olgunluk ve çeşitliliğe sahip mi? Hangi açılardan üstün hangi açılardan zayıflıkları var diye sorsak?

Batı modeli insan yapısıdır, akılla geliştirilmiştir. Bu sebeple değişkendir. Tenkitle gelişmesi, gelişme süreci bakımından faydalı, fakat daima yeniden tenkide açık olması itibariyle mahzurludur. İslam iktisadının temel kaideleri ise Allah yapısıdır. İlahi prensiplere dayalıdır.

Motivasyonlarımızı, içgüdülerimizi, davranışlarımızı, fonksiyonlarımızı o ilahi emirlerle irtibat halinde tutmanın yollarını aramak mecburiyetindeyiz. Batı modeli, bir yanda mutlak bırakınız yapsınlar (laissez faire) esasına dayalı liberal ekonomi ile, diğer yanda mutlak bir kolektivist güdümlü, ekonomi modeli ile iki ekstrem (uç) arasında çeşitli ara modeller sergilemektedir.

İslam iktisadı ise mutlak bir bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler modelini kabul etmediği gibi, mutlak bir güdümlü otoriter veya kolektivist modeli de reddeder. İslam ekonomisi modeli müslüman insanların oluşturduğu toplumda, Müslüman bir yönetim içinde, sosyal ve ahlaki normlara dayalı toplumun refahını hedef alan bir pazar ekonomisidir. İslam iktisadı modeli her türlü aşırılıktan uzak dengeli bir toplum idealini hedef alan gerçekçi bir modeldir. 

Ben İslam iktisadını bu yüzden mükemmel bir sistem olarak görüyorum. Konvansiyonel sistem olsun, liberalist sistem olsun, kapitalist sistem olsun hepsi bir şeye karşıydı ama hiçbiri de tam anlamıyla mükemmel bir şekilde işlemedi. İslam hepsini dengeliyor.

Günümüzde para arzı hazinenin merkez bankasına faizle borçlanmasıyla, yani daha paranın doğar doğmaz faize bulaşmasıyla gerçekleşiyor. Sizce nasıl bir alternatif para arzı sistemi olmalı? İslam ekonomisinin paranın arzı için ürettiği bir sistem, bir formül var mı?

Paranın yakın tarihine bakıldığı zaman II. Dünya Savaşı’ı sonrası kurulan Bretton Woods sistemi ile  kur sistemi getirilmiş, dolar altına ve diğer ülke paraları ise dolara göre sabitlenmiştir. 1 ons altının değeri 35 Amerikan doları olarak belirlenmiştir. Sistemin diğer getirileri ise uluslararası ticareti düzenlemek adına kurulan kurumlardır. 1971’de dolarla altının bağı koptu ve dünya ilk defa karşılıksız para basma sistemi ile karşılaştı ve bugün itibariyle tüm dünya ülkeleri itibari para sistemi içinde yaşıyor. Peki, bu sistem nasıl çalışıyor? Bir ülke var, o ülkenin itibarı var ve para gücünü bu itibardan alıyor. Değerli bir maden değil, bir mal değil, sadece o ülkenin itibarı.

Bu çok güzel bir formül olarak gösteriliyor, çok muazzam bir şekilde de çalışıyor ama şunu unutmamamız gerekiyor; iktisat biliminde siyah kuğu olayı (blackswan event) diye bir fenomen var. Siyah kuğu birinin hiç öngörmediği (gerçekleşme olasılığı sıfıra yakın) bir olayın gerçekleşmesidir. Bu sistemin ne gibi bir tehlikesi var dersen en büyük tehlikesi ‘paranın karşılığı olan bir ülkenin yok olması’ işte bu siyah kuğu olayıdır.

Mesela, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)’nin yok olacağı kimsenin aklına gelemezdi. Bu tam bir siyah kuğu olayıdır. Ülkenin kaybolması sonucunda Sovyet rublesi de yok oldu ve milyonlarca insan yoksulluk derecesine geldi, hatta bu sebep ile intihar vakaları da çokça görüldü. 

Bugünkü para sisteminin gelebileceği nokta bu. Bugün Amerikan doları rezerv parasıdır yani merkez bankalarının hazinesinin büyük bölümünü oluşturan para birimidir. Peki, yarın Amerika SSCB’nin kaderini paylaşırsa bu ne gibi facialara yol açar? İslam’da para her zaman öz değeri olan bir varlıktır. Ya gümüştür ya altındır. Üçüncü para türü ise bozuk para olarak kullanılan fels’tir. Fels insanların küçük alışverişlerde kullandıkları para birimiydi. Evet, İslam’ın bir formülü var ama şimdi bu sistemden o sisteme geçebilir miyiz, bu bir muamma.

Bugün kriptopara gibi yepyeni para sistemleri hakkında konuşulan bir dünyada altına geri dönelim diyen bilim adamları da var. Ben şunu söyleyebilirim; bizim -İslam ülkeleri olarak- merkez bankalarımızın rezervlerine dikkat etmemiz gerekiyor. Gerçek değeri olan altın rezervlerimizi olabildiğince çoğaltmak ve kullandığımız kâğıt parayı da fels para olarak görmek. Bu tavsiyem hane halkı için de geçerlidir.

Türkiye’deki faizsiz bankacılık prensibiyle çalışan bankalar hakkında neler düşünüyorsunuz? İslam ekonomisi açısından bakıldığında eksiklikleri neler? Bu eksiklikler devletin kanun, yönetmelik, denetim gibi gerekli alt yapıyı sağlayamamasından mı kaynaklanıyor? Yoksa tüm dünyada hakim durumda olan kapitalist bankacılık sisteminin bu bankaların kendilerine özel şekilde çalışmalarına fırsat vermemesinden mi?

Katılım bankalarının Türkiye’deki payını arttırmak için farkındalık oluşturmak gerekir. Halkımıza konvansiyonel bankacılığın ve katılım bankacılığının neden farklı olduğunu anlatmamız gerekiyor.

Eğer ki halkımızda faize karşı bir hassasiyet yoksa ve sadece ucuz finansman peşinde ise payımızı arttırmamız güç olur. Bu konuda halk eğitim programları oluşturulmalı. Aynı zamanda üniversitemizde öğrencilerimize vermiş olduğumuz eğitimler var bunların çok başarılı olduğunu düşünüyorum. Mesela benim öğrencilerimin hiç biri kârlılığı yüksek olduğu için faiz yolunu seçmeyecektir. Ben buna gerçekten inanıyorum.

Kısacası bir akademisyen olarak eğitimle devam etmemiz gerektiğini ve ancak bu şekilde katılım bankalarının Türkiye’deki payının arttırılabileceğini düşünüyorum.

İslam ülkeleri arasında bir bankacılık sistemi, ekonomik bir bütünleşme, ortak bir pazar kurulması, finansal bir entegrasyon süreci yaşanması mümkün mü? Bu sürecin sağlanmasının bölge ülkelerinin ekonomilerine ve dünyadaki hakim finansal sisteme nasıl etkileri olur?

Evet, bir bütünleşme mümkün ama önce İslam ülkelerinin birleşmesi gerekiyor. İslam ekonomisine merkez olabilecek ülkeler; Uzak Doğu ‘da Malezya, Orta Doğu’da  Türkiye ve körfez ülkelerinde de Birleşik Arap Emirlikleridir. Şu an ise Orta Asya’da daha yeni yükselen bir yıldız olan Kazakistan var. Her bölgenin liderleri birbirleri ile çok iyi entegre olmuş bir şekilde çalışarak İslami finans ekosistemi oluşturulacak.

Sizce Türkiye’nin İslam ekonomisi ve finansı açısından bakıldığında potansiyeli nedir? Gereken atılımları gerçekleştirmesi durumunda bölgesel bir lider olma, dünyada bu alternatif sistemin temsilcisi olma şansı var mıdır? Bu noktaya gelebilmesi için ne gibi düzenlemelere, atılımlara ihtiyacı var?

Türkiye’nin potansiyeli çok büyük. Özellikle son yıllarda neredeyse her hafta bir konferans oluyor, yeni bankalar açılıyor, üniversitelerimizde İslam ekonomisi ve finansı eğitimi veren bölümler açılıyor, yeni çalışmalar yapılıyor, sizin yaptığınız çalışmalar yani katılım bülteni gibi platformların oluşması aslında Türkiye’nin ne kadar hızlı adımlar attığını gösteriyor.

Benim Malezya’daki yüksek lisans  yapan öğrencilerim doktora için Türkiye’yi tercih ediyorlar. Yabancı öğrencilerin neredeyse %100’ünün Türkiye’yi tercih etmesi aslında gerçekten çok önemli bir gösterge. Önceden insanlar Malezya’ya gitmek isterken, şuan Malezya’dakiler Türkiye’ye gelmek istiyor. Yani aslında bu bize bir geri dönüş. İnsanlar Türkiye’yi merkez olarak görüyor, İslami finansın doğru bir şekilde, aslına uygun bir şekilde uygulandığı bir ülke olarak görüyor ve bu bizim potansiyelimiz için çok önemli bir gösterge. Benim Türkiye’nin İslami finansta lider olacağı konusunda hiç şüphem yok.

Son olarak İslam Ekonomisi ve Finansı alanında çalışmalar yapan öğrencilere tavsiyeleriniz nelerdir?

İslam Ekonomisi ve Finans alanında okuyan öğrenci Türkiye’de mezun olunca ne olacağım? sorusundan muzdarip. Çünkü alan yeni ve henüz mezun vermedi. İnşallah KTO Karatay Üniversitesi olarak bu yıl ilk mezunlarımızı vereceğiz.

Öğrencilere ilk tavsiyem kesinlikle derslere katılım sağlamaları ve İslam ekonomisinin yanı sıra konvansiyonel ekonomiye de hâkim olmaları. Bu yüzden İslam ekonomisi ve finans öğrencilerine iki kat daha fazla yük düşüyor. Çok çalışmanız gerekiyor, iki konuya da hâkim olmanız gerekiyor ve mezun olduğunuzda tek kanatlı kuş değil, iki kanatlı kuş olarak uçacağınıza gönülden inanıyorum. Derslere katılım sağlamaları dışında öğrencilerimize, kendi alanlarında çok okuma yapmalarını, 3. sınıftan itibaren seminer, konferans ve forum gibi programlara katılmalarını, bu alanda yeni yapılan şeyler neler, dünya nereye doğru gelişiyor bunu öğrenmeleri çok önemli.

Staj ve işi yerinde gözle programları da çok önemli. Üniversitemiz, KTO Karatay üniversitesi bunu desteklemek için yaz dönemlerinde tüm öğrencilere staj imkânı sağlıyor. 4. sınıfın ikinci döneminde öğrencilerimiz ülkemizin önde gelen İslami finans kuruluşlarında 3-4 aylık staj yapacaklardır ve çalışma hayatlarına ilk adımlarını atmış olacaklar diyebilirim.

Bir başka tavsiyem ise dil öğrenmeleridir. İslam Ekonomisi ve finans alanında İngilizce ve Arapça dilleri çok önemli. Maalesef dil öğrenmeden çok fazla ilerleyemeyecekler. Bu sebep ile alan derslerinin yanı sıra İngilizce ve daha sonra Arapça bu başarının anahtarı diyebilirim. Son olarak öğrencilerimizin yurt dışı deneyimine sahip olması gerekiyor. Bu konuda İslami finans kuruluşlarımız burs imkanı sağlamaları nitelikli uzman yetiştirmede destek olacaktır.  Bunun oldukça önemli olduğunu düşünüyorum. 

Bu güzel röportaj için, bizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ediyoruz.

Ben teşekkür ederim. Çalışmalarınızda başarılar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir