Bünyamin Kayalı Katılım Bülteni için Yazdı: Osmanlı İktisat Tarihinde Bankacılığın Gelişimi

Osmanlı Devleti’nde 19. yüzyıla kadar modern anlamda bankacılık söz konusu değildir. Ancak her dönemde bir şekilde finansman ihtiyacı olmuş ve bu finansman ihtiyacı dönemin kendine özgü kurumları ve yöntemleri ile karşılanmıştır. Bankacılık Öncesi Dönem Osmanlılarda bankacılıktan bahsedebilmek için 19. yüzyıla kadar gelmek gerekmektedir. Zira ilk bankacılık faaliyetlerini bu yüzyılda görebilmekteyiz.
Osmanlılar tımar ve ahilik, lonca ve vakıf sistemi, hisbe teşkilatı, mudarebe, muşareke, eytam sandıkları, karz-ı hasen, selem, icare, istisna ve para vakıfları uygulamalarıyla reel ve finansal alanda dengeli bir ekonomiyi uzun süre devam ettirdiler. Osmanlı toplumunda kredi mekanizması olarak esas itibariyle karz-ı hasen (güzel borç) uygulaması yapılmıştır. Bu aynı zamanda bir dayanışma müessesesidir. Karz-ı hasen, tüccar ve esnafın kısa vadeli finansman ihtiyaçlarını karşılamak üzere Osmanlı döneminde para vakıfları denilen dönemin finans
kurumlarında yıllarca uygulanmıştır.
19. Yüzyıl öncesi Osmanlılar döneminde ihtiyaç duyulan bankacılık ve finansman işlemleri Osmanlıların kendine özgü olarak geliştirdiği kurumlara ek olarak sarraflar ve bankerler tarafından gerçekleştirilmiştir.

Bankacılık Dönemi Öncesi Uygulamalar Nelerdir?
1. Para Vakıfları
Para vakıfları esnaf ve tüccara kullandırdıkları krediden elde ettikleri gelirin tamamını havuza
aktararak hepsini hayır işlerinde harcıyordu. Faizli kredi kullanımından uzak durulmasının sebebi
faizin İslam Dini tarafından yasaklanmış olmasıdır. “Osmanlılarda toplumun finansal ve iktisadi
ihtiyaçlarını vakıflar üzerinden temin ettiği para vakıfları uygulaması beş asrı aşan süre
imparatorluğun en önemli finansal kurumlarından biri olmuştur.
2. Ahilik ve Loncalar
Ahilik sistemi, Anadolu Selçuklularından Osmanlılara miras kalan ve ticaretin bel kemiği olan bir
organizasyondur. Ahilik sisteminde bulunan ve orta sandık adı verilen uygulama ile fona ihtiyaç duyan
esnafa bu sandıkta biriken paradan verilir ve geri ödemesinde ise kar/zarar ortaklığı şeklinde yapılırdı.
Loncalar ise üyeleri sadece Müslüman olan ahilik müessesesinden farklı olarak İstanbul’un fethinden
sonra gayrimüslim azınlıkları da içine alan daha geniş bir esnaf örgütüdür. Eskiden belirli bir şehirde
oturan sanatkar ve sanayicilerin mensup oldukları mesleki teşkilat olarak tanımlanabilir.
3. Memleket ve Menafi Sandıkları
Memleket Sandıklarının finansmanı başlangıçta imece usulüyle sağlanırken, daha sonraları köylünün
mal varlığı ile orantılı olarak köylülerden buğday toplanmasıyla oluşturulmaya çalışılmıştır.
Bankaların Kurulmasını Gerektiren Şartların Oluşumu
18. yüzyılın ikinci yarısı ve sonrasında ilk kez Britanya adasında başlayan endüstri devrimi ve bu atılım
sonucu üretim alanında oluşan zenginleşme ve çeşitlilik zaman içerisinde Avrupa’ya sıçramış ve bu
sıçrama sonucunda kıta Avrupası ve Adada kredi işlemlerini de başlatmıştır. Bu süreç doğal olarak
finansal işlemleri artırarak başta Merkez Bankaları olmak üzere bankaların kurulmasını teşvik etmiştir.

Osmanlı devletinde, özellikle Batı Avrupa ve İngiltere’de yaşanan bu ilerleme ve sanayileşme ve bir
dış açılım süreci gerçekleşmediğinden mütevellit bankaların kurulması konusunda herhangi bir teşvik
de olmamıştır. Bu da aslında 19. yüzyıla kadar Osmanlı’da herhangi bir bankaya rastlanılmamasının
sebebidir.
Osmanlı Devleti’nde Tanzimat dönemine kadar bankaya ya da bankacılığa benzer herhangi bir
kuruluşa rastlanılmamaktadır.

İlk Bankalar
1. İstanbul Bankası – 1845
Artan ithalatın gittikçe büyüyen finansman ihtiyacı ile dış piyasalardan kaynak bulunması zorlaşmış ve
hükümeti yeni çareler bulmaya zorlamıştır. 1845 yılında Galata bankerlerinin ileri gelenlerinden iki
tanesi ile bir anlaşma yapılmıştır.
İstanbul Bankası’nın kapanmasından hemen sonra arka arkaya banka kurma teklifleri gelmeye
başlamıştır. Çünkü Osmanlı Devleti’nin borçlanma ihtiyacı yüksek ve faiz oranları da oldukça cazipti.
1856 ve 1875 yılları arasında Osmanlı devletine borç vermek ve faiz geliri elde etmek amacıyla
yabancı sermayeli 11 adet banka kurulmuştur (Rus Bankası, Ermeni Bankası, Finans Kamu işleri
Bankası, İtalya Doğu Bankası, İstanbul Komptuan, Endüstri Kredisi, Osmanlı Ticaret Şirketi, Kredi ve
Komisyon Bankası, Osmanlı Kamu İşleri Bankası, Avusturya Levanten Bankası, Türkiye Milli Bankası
2. Osmanlı Bankası – 1863
Osmanlı Bankası bir grup Fransız ve İngiliz uyruklu banker ve banka temsilcisi tarafından 4 Şubat 1863
tarihli ferman ile kurulmuştur.
Osmanlı Bankası’nın kurulma gerekçeleri şu şekilde açıklanabilir: Birincisi, devlet gelirleri ve giderleri
arasında zaman içerisinde beliren dengesizliği giderecek avans ve kısa vadeli hazine bonolarının
düzenlenmesi ihtiyacı; İkincisi, dış borçların alınmasında ve bunlara ait ana para ve faizlerin
ödenmesinde Batılı alacaklıların güvendiği bir sistemin oluşturulması ihtiyacıdır. Ayrıca gelişen mal
ihracat ve ithalat piyasaları kambiyo ve dış ödeme işlemlerinin yeni baştan düzenlenmesini gerekli kılmıştır.
Son dönem Osmanlı finans tarihi araştırmalarında Christhopher Clay’a göre Osmanlı idarecileri
açısından böyle bir bankanın tesisinden hedeflenen dört temel amaç vardır:
1. Yerli Galata bankerlerinin hükümete verdikleri yüksek faizli kısa vadeli borçlardaki tekel haklarını kırmak ve daha düşük faizlerle borç bulmak,
2. Kurulacak banka vasıtasıyla Avrupa finans çevresine dahil olunarak uzun vadeli borçlanmalarla altyapı yatırımlarını gerçekleştirmek,
3. Vergi gelirlerinin merkeze aktarılmasını sağlayarak içeride ve dışarıda gerekli harcamaları yapabilmek,
4. Mali yapının ve idarenin yeniden düzenlenmesinde bankaya görev vermektir.
Osmanlı Bankası 1863 yılında banknot ihraç imtiyazını elde ederek faaliyete geçmiştir. Buna karşın
çağdaşlarının izlediği yolu izlemeyerek tam bir merkez bankasına dönüşememiştir. Bunun en önemli
nedeni bankanın yabancı sermayeli bir banka olması, ticari ve tesis bankacılığı fonksiyonunun merkez
bankacılığı fonksiyonuna baskın çıkmasıdır. Devletin içinde bulunduğu mali koşulların yetersizliği ise gerçek anlamda bir merkez bankasının kurulmasını engellemiş, devlet Osmanlı Bankası’nın kendisine
sunduğu imkanlarla yetinmek zorunda kalmıştır.
Osmanlı Bankası hem ticari banka hem tesis bankası hem de devlet bankası fonksiyonlarını üzerinde
barındıran bir bankadır. Aynı dönemde Avrupa’daki benzer bankalar ticari bankacılık
fonksiyonlarından sıyrılarak diğer bankalar üzerinde sistemi yönlendiren modern merkez bankalarına
dönüşürken; Osmanlı Bankası’nın ticari ve tesis bankacılığı merkez bankası fonksiyonuna baskın
çıkmış daha farklı bir sürece doğru gelişme göstermiştir.
3. Ziraat Bankası – 1863
Osmanlılarda ulusal bankacılık girişimi Mithat Paşa döneminde Ziraat Bankası (1863) ve İstanbul
Emniyet Sandığı (1868) ile başlamıştır. “1863 yılında Tuna vilayeti valiliği sırasında Mithat Paşa
tarafından daha sonra Ziraat bankasına temel teşkil edecek olan Memleket sandıkları oluşturulmuş ve
ilk uygulaması adı geçen vilayetin Pirot kazasında hayata geçirilmiştir.
Ziraat Bankası 1863 yılında kurulmaya başlamış olan Memleket Sandıklarıyla bunları takiben meydana
getirilen Menafi Sandıkları’nın yerine geçmiştir.
Sonuç olarak Bu dönemde ilk milli banka kurma girişimleri “Memleket Sandıkları”, daha sonraki ismiyle “Menafi
Sandıkları” ile başlayan ve Ziraat Bankası’nın temelini oluşturan uygulamalardır. 19. yüzyılda tek milli
banka Ziraat Bankası’dır.
Sonuç olarak Osmanlılarda bankacılığın 19. yüzyılda da devletin çeşitli nedenlerle artan dış finansman
ihtiyacının karşılanması amacıyla öncelikli olarak Galata bankerlerinin öncülüğünde kurulduğu ve
zaman içerisinde yerli bankacılığa geçildiği ortaya çıkmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir