Erdi Bayram Katılım Bülteni için yazdı: Modern Finansın İrrasyonelliği

George Ritzerın McDonaldlaşma olarak nitelendirdiği toplumsal dönüşüm temel olarak verimlilik, hesaplanabilirlik, öngörülebilirlik ve denetim unsurlarına dayanmaktadır. Fakat yazar modern çağın akılcılaşma sürecinde bütün bu unsurlara ilişkin rasyonelliğin kimi zaman irrasyonelleştiğini ifade etmekte ve sistematik olarak koordine edilmiş bir yapının anormalliklerini ortaya koymaktadır.

Ritzer, Weber’in rasyonellik teorisi, Taylor’ın bilimsel yönetiminin fikri zemininde yükselen “McDonaldlaşma” sürecinin akıldışılıklarını sıralarken -belki de farkında olmadan- modern finans sisteminin irrasyonelleşmesini bizlere anlatıyordu. Yazarın deyişiyle küresel bir ikon olan fastfood organizasyonunun toplumsal yaşam formuüzerindeki etkileri ile küresel finans sistemi arasındaki analoji oldukça önemli ve tartışmaya değer görünmektedir.

Rasyonelleşmenin içerisinde barındırdığı irrasyonalleşmenin, bugün finans sisteminin kurtulmakta zorlandığı -ve hatta bir türlü kurtulamadığı- kısır döngüyü de açıkladığını belirtmek yersiz olmayacaktır. Nitekim Ritzer’ın sıraladığı irrasyonel sonuçların birçoğunu modern finans sisteminde izlemek mümkün hale gelmiştir. Piyasaların etkinsizleşmesi, maliyetlerin artması, homojenleşme, gayri insanileşme gibi sonuçlara -doğrudan veya dolaylı olarak- modern finans sisteminin neden olduğunu bilmekteyiz.

Finans teorisinde piyasaların etkinliği temel varsayımdır, bu etkinliği zayıflatan unsurların ortaya konulmasına yönelik çabaların varlığı bunu değiştirmez. Ancak teori sadece teoride kalmıştır, finansal piyasaların karmaşık yapısı içinde yer alan aktörler sürekli bir biçimde piyasaların etkinsizleşmesine ve verimsizleşmesine yol açmaktadır. Finansal kurumların kaynak dağılımını düzenleyici rolü ortadan kalkmış, fon aktarım mekanizmaları ihtiyaca binaen işlemez duruma gelmiştir. Mevcut finansal sistem rastgelelik, spekülasyon ve bir dizi akıldışılıkla seyir etmektedir.

Piyasaların etkinsiz ve verimsiz oluşu finansal işlemlerdeki maliyetlerin artmasına sebep olmaktadır. Fon fazlası olan birim ile fon açığı olan birimin zaman-mekan uyuşmazlığı fon bulma ve yatırım maliyetlerini artırmakta, ters seçim problemini ortaya çıkarmaktadır. Günümüz finans sisteminde piyasaların derinleşmesi, ikincil piyasaların oluşması, türev ürünlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamış olsa da finansal piyasalarda yapılan işlemlerin homojenleştiği görülmektedir. Tek bir dayanak varlık onlarca hatta binlerce farklı işlem için kullanılmaktadır. Piyasalar derinleşmiş fakat çeşitlenememiştir.

Günümüz modern finans sistemi içindeki aktörler kâr-fayda çoklaştırmasını öncüleyen, çevreye ve insana karşı herhangi bir sorumluluk duygusu taşımayan birimlere dönüş(türül)müştür. Finansal piyasalar kaynak dağılımındaki dengesizliğin daha ileri boyutlara taşınmasına aracılık ederek gayri insani bir sistemin oluşmasında rol oynamıştır. Piyasalarda ahlaki kaygıların tecessüm etmemesi, sürekli ve hangi koşulda olursa olsun kazanma arzusu krizlerin tetikleyici unsuru olmuştur.

Ritzer’ın ortaya koyduğu rasyonellik içindeki irrasyonelliklerin modern finans sisteminde de kısmen karşılığı olduğunu ifade etmek yanlış olmayacaktır. Nitekim finans teorisinde karar alıcı birimlerin rasyonel olduğu varsayılır, ancak sistem içindeki bu rasyonellik bir dizi rasyonel olmayan sonuç doğurmuştur. Burada yeni bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu belirtmek elzemdir, bu bağlamda mevcut sistemin katılım finans sistemine dayalı bir modelle sentezlenerek sistem içindeki irrasyonelliklerin asgari seviyeye çekilmesi sağlanabilir.

Katılım finans sisteminin temel prensipleri ve mekanizması ise bir sonraki yazının konusu olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir