Geçmişten Günümüze İslami Bankacılık

İslam coğrafyasının büyük bir kısmı bir çok alanda olduğu gibi ekonomik ve finansal alanda da sömürgeci güçlerin etkisi altında kalmıştır. Batı etkisi ve hayranlığının  zirve yaptı 19. yüzyılda İslam coğrafyasında batılı banka modelleri benimsenmiş, bir çok yabancı banka kurulmuş ve şubeler açılmıştır. İslam coğrafyasında kurulan ilk bankalar Galata’lı bankerlerin kurduğu İslam bankası ( Bank-I Dersaadet, 1847), İngilizler tarafından Londra merkezli kurulan Osmanlı bankası (1856),İngilizler tarafından kurulan Mısır bankası (1856) ve Yahudi iş adamlarının İngiliz ortaklığı ile kurduğu Mısır Ulusal Bankası ( 1898) yabancılar tarafından kurulan ve yönetilen faizli bankalar olmuşlardır.

İslami Bankacılığın İlk Denemeleri

Muhammed Hamidullah, Muhammed Baqir al-Sadr,Muhammed Uzair, Nejatullah Siddiki, Ahmed El-Najjar ve Sabahattin Zaim farklı zaman ve bölgelerde faizden arındırılmış kâr-zarar ortaklığına dayalı (Mudaraba ve Müşareke) finansal kurumların (bankaların) ümmet için acil bir ihtiyaç olduğunu eserlerinde yazarak İslami bankacılığın fikri temellerini atmışlardır. Modern anlamda faizsiz bankacılık fikri ilk olarak Pakistanlı Muhammed Uzeyr tarafından 1955 yılında ortaya konulmuştur. İslam coğrafyasında ilk faizsiz finansal kurum denemesinin 1940’larda Hindistan’ın Surat şehrinde kurulan Patni Sosyal Kredi Kurumu ve Rampur şehrinde kurulan Tanda Baoli Müslüman Fonu olarak kabul edilebilir. Batı Pakistan’ın kırsal bölgelerinde bir grup toprak sahibinin 1958 yılında kurduğu ve mudaraba yöntemiyle çalışan Yardımlaşma Bankası ilk dönem faizsiz kurumlardandır. Zaman içinde fon arzına göre fon talebinin gittikçe azalması sistemin sürdürülmesini mümkün kılmamıştır. Malezya’da Müslümanlar Hac görevlerini yerine getirmeleri için tasarruflarını biriktirebilecekleri faizsiz bir finansal kurum ihtiyacından 1963 yılında Hac Fonu (Tabung Haji) kurulmuştur. Fonun müşteri sayısı 1963’te bin 281 iken 2005 yılında 5 milyonu geçmiştir. Hac Fonunun başarısı Malezya’da İslami finansın politik olarak desteklenmesinde ve bugünkü başansında en önemli etkendir.

MODERN ANLAMDA FAIZSIZ BANKACILIK İLK OLARAK PAKİSTANLI MUHAMMED UZEYR TARAFINDAN 1955 YILINDA ORTAYA KONULMUŞTUR.

Almanya’da iktisat doktorunu bitiren Dr. Ahmad El-Najjar’n Mısır’a döndükten sonra Alman Tasaruf Bankasından da esinlenerek kurduğu ve modern anlamda ilk İslami Banka kabul edilen “Mith Ghamr Tasarruf Bankası” 1963 yılında kuruldu. Kurulduğu şehrin ismini alan ve kırsal bölgelerde özellikle küçük çiftçi ve esnaf tarafından desteklenen banka hızla büyüdü ve popüler oldu. En basit olarak fon arz edenlerin arz ettikleri miktar ve süresi kadar fon talep etme hakkı elde etme sistemi özünü oluşturmaktadır. Sosyalist Nasır rejimi siyasi korkulardan dolayı 1967 yılında Mith Ghamr Tasarruf Bankası’nın Mısır Ulusal ve Mısır Merkez Bankasına devrine karar vermiştik ki İslami bankacılığın gelişimine indirilen en büyük darbe olarak kabul edilebilir. Müslüman Mısır halkının tepkisinden çekinen Sosyalist Nasır rejimi 1971 yılında Nasır Sosyalist Bankasını kurdu. Faizsiz bir banka olan ve Uluslararası İslami Bankalar Birliği tarafından da kabul edilen Nasır Sosyalist Bankası’nın işlevi modern bir banka olmaktan daha çok ihtiyaç sahibi halka, öğrencilere vs. sosyal yardım saklamaktı. Bankanın sermayesi devletin çeşitli kaynaklarından sağlanmıştır.

İslami Bankacılığın Gelişimi

İslami Bankacılığın Gelişimi 1950 ve 1960’li yıllar İslami finansın fikri temellerin atıldığı ve ilk uygulamalarının görüldüğü yıllar iken 1970 ve 1980’li yıllar modern anlamda İslami bankacılığın doğuş, gelişme ve kurumsallaşma yılları olarak kabul edilebilir. İslam ülkelerinin finans, maliye ve
ilgili bakanlarının 1973 ve 1974 yıllarında Cidde’de yaptıktan toplantılardan sonra İslam ülkelerindeki ekonomik ve sosyal programları desteklemek amacıyla 2 milyar dinar sermayeli İslam Kalkınma Bankası (IDB) 20 Ekim 1975 yılında Cidde’ de kurulmuştur. IDB’nin ilk kuruluşunda Türkiye’nin de yer aldığı İslam İşbirliği Teşkilatına (çift) üye 22 ülke yer almıştır. İlk Uluslararası İslami banka olarak kabul edilen IDB ellerinde sermaye fazlalıklan olan İslam ülkelerinin bu fazlalıkları ihtiyaç duyan İslam ülkelerinin sosyal ve ekonomik kalkınmasında veya ortak proje ve teknik iş birliğinde kullanmasını kendine niyet edinmiştir. Kurulduğu 1975 yılından günümüze IDB İslami Bankacılığın ve Finansın son gelişmesinde öncü kurum olmuştur. Bu dönemde büyük sermaye gruplan da konuya ilgi göstermiş ve günümüzün önde gelen birçok İslami Bankası bu yıllarda kurulmuştur. Gerçek anlamda tam donanımlı ilk özel İslami banka kabul edilen Dubai İslam Bankası 12 Mart 1975 (50 milyon BAE dirhem sermaye ile) ve günümüz İslam bankacılığının en büyük ve yaygınlarından olan Kuveyt Finans House ise 1977 yılında kurulmuştur.

İslami Bankacılığın Gelişmesinde Etkili Olan Ekonomik ve Siyasi Faktörler

1. İslam coğrafyasında batılı sömürgecilere karşı ekonomik bağımsızlık hareketlerinin 1950’lerden başlayarak güçlenmesi.
2. 1973 petrol kriziyle artan petrol fiyatlarının petrol zengini İslam ülkelerinde oluşturduğu sermaye birikimi.
3. Başta Körfez ülkeleri olmak üzere İslam ülkelerindeki yüksek büyüme oranları.
4. 11 Eylül 2001’den sonra terörle ilişkilendirilme korkusunun Arap sermayesini batıdan Müslüman ülkelere yönlendirmesi.
5. Sukuk ve Tekafül gibi yeni İslami finansal ürünlerin geliştirilmesi ve hızla yaygınlaşması.
6. İslami Finans ve Bankacılıkla ilgili düzenlemelerinin yasalaştırılması, kurumların oluşturulması ve teşviklerin artması (IDB, AAOFI vs.).
7. İslami bankacılığın önce İslam coğrafyasında daha sonra ise dünyada yaygınlaşması (Küreselleşme).
8. Bilgi teknojileri islami bankalarda kullanımında yaygınlaşmasıyla maliyetlerin düşmesi,hizmet kalitesinin ve çeşitliliğinin artması, yeni müşterilere ulaşılması.

1970’li yıllarda ağırlıklı olarak Körfez ve Ortadoğu bölgelerinde gelişen İslami bankacılık yukarıda sayılan sebeplerden bazılarının etkisiyle 1980 ve 1990’lı yıllarda Asya-Pasifik ve Türkiye’de gelişme göstermiştir. Bu dönemde İslami sigortacılık (Tekafül), proje ve emtia finansmanı, sendikasyon, finansal kiralama ve İslami menkul kıymetleştirme gibi birçok yeni ürün ve hizmet geliştirilmiştir. İslami bankalara ek olarak tekafül ve faizsiz yatırım şirketleri faizsiz finans sistemi içindeki yerini almıştır. 2000’li yıllardan sonra bankacılık sektöründeki teknolojik gelişmeler ve küreselleşmenin de etkisiyle İslami bankacılık Avrupa’dan Amerika’ya, Avusturalya’dan Singapur’a kadar genişlemiştir. Bu dönemde sukuk başta olmak üzere birçok yeni İslami finansal ürün geliştirilmiştir.İslami bankacılığın hızlı büyüme oranları ve başarısı  uluslararası bankalarda İslami bankacılığa ilgisini
artırmıştır. Citibank 1996 yılında Bahreyn’de “İslamiPencere” ve HSBC 1998 yılında Malezya’da HSBC Amanah adıyla İslami şubeler açmıştır. Bir yandan İslami bankaların yanı sıra tekafül, faizsiz yatırım ve varlık yönetimi şirketlerinin ortaya çıkıp hızla yaygınlaşması, diğer taraftan yeni ürün ve hizmetlerin geliştirilmesi İslami finansa standartlar getirmek için düzenleyici ve denetleyici kuruluşlara ihtiyacı artırmıştır. Bu ihtiyaçtan 1991 yılında AAOIFI, 2002 yılında IIFM, IFBS ve IIRA, 2010 yılında IHIL kurulmuştur. İslami bankacılığın hızla gelişmesine paralel olarak geleneksel bankalarla rekabet daha da artmıştır. Bu pazar rekabeti yeni coğrafyalara açılmayı ve müşterilerin isteklerini karşılayabilmek için yeni hizmet ve ürün geliştirmeyi teşvik etmiştir. İslami bankacılık sektörünün varlığını sürdürebilmesi ve gelişimini devam ettirebilmesi açısından önemlidir. Küresel anlamda sermaye piyasalarındaki rekabet ve serbestleşme eğilimleri İslami bankacılık sektörünün küresel ölçekte gelişmesi ve büyümesi için yasal altyapısının hazırlanmasını, standartlaşmasını, yeni hizmet ve ürün gelişiminde daha esnekleşmesini (İslami Pencere, Banka kurmanın kolaylaşması)
zorunlu kılmıştır. Küreselleşmeyle beraber İslami bankacılığın geliştiği ülkeler diğer ülkelerde İslami
bankacılığın gelişimine yardımcı olmakla kalmamışlar ortaklık kurmuşlardır. Aynı zamanda kendi aralarında da İslami sermaye piyasalarının gelişimi için iş birliği ve bilgi paylaşımı fırsatları doğmuştur ki sukuk işlemlerinin hem sayısının hem de işlem hacminin artması bunun bir sonucudur. Son yıllarda İslami bankaların bilgi teknolojileri alanında kaydettiği hızlı ilerleme hizmet kalitesini arttırmış, yeni müşterilere, piyasalara ve yatırımcılara ulaşmasını kolaylaştırmış, bankalar arası operasyonlarda uyum sağlanmış ve operasyon maliyetlerini azaltarak konvansiyonel bankalarla rekabette yaşanan dezavantaj giderilmiştir.

Kaynak: YAŞAYAN VE GELİŞEN KATILIM BANKACILIĞI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir