İslam Ekonomisi ve Kapitalist Ekonomik Sisteminin Karşılaştırılması

İSLAM EKONOMİSİ

  Pek çok Müslüman âlim İslam’ın müstakil bir ekonomik sistemi olduğunu savunmayı denemişlerdir. Bunlar içinde en etkili olan isimlerden Muhammed İkbal şiirleri aracılığıyla, kapitalizm ve sosyalizmle karşılaştırıldığında İslam’ın müstakil bir ekonomik sistem sunduğuna dair bir farkındalık oluşturmayı denemişti. Aralarında Mevdudî, Seyyid Kutub, Bâkır es-Sadr gibi dikkate değer alimlerden ve ikinci nesilden Khurshid Ahmad, Nejatullah Sıddıqı, Umer Chapra, AnasZarqa, Monzer Kahf ve Fahim Khan gibi pek çok isim bu sloganı destekleyecek kapsamlı bir literatür oluşturmuşlardı. Bu düşünürler, riba yasağı, zekat yükümlülüğü, tüketici ve ticari davranış düzenlemelerinde helal ve haram kavramı, özel mülkiyetin sınırlandırılması gibi noktalara İslamî ekonomik sistemin ayırıcı özellikleri olarak atıfta bulunmuşlardı. İslam İktisadını sosyal bir bilim olarak geliştirme hareketi İslam ekonomisini çalışma ve onu, günümüzde uygulama hedefiyle güdülenmiştir. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla ve Çin hariç bütün eski sosyalist devletlerin kapitalizmi benimsemeleriyle sosyalizm neredeyse yok olduğu için dünya da hâkim olan sistem artık kapitalizmdir. Hatta Çin bile kapitalizme yakınlaşmak için aşamalı olarak kendi ekonomik sisteminde değişiklikler yapmaktadır. İslamî ekonomik sistemle gerçek kıyaslanacak -eğer varsa- olan kapitalizmdir.


İslam Ekonomisi
nin Özellikleri

1. Özel Mülkiyet

  İslam mülkiyetin temeline öncelikle emeği koyar. Üretim faktörlerinden sermaye ve toprağın ürünlerinin şahsa ait olması ise ancak insanın emeğiyle desteklenmesiyle mümkündür. Enerji kaynakları, madenler ve geniş tarım toprakları üzerinde devlet mülkiyetinin öngörülme nedeni özel mülkiyetin toplumsal çıkarlarla çatışmamasıdır. İslam’ın malı koruma ilkesi, hem malı saldırılardan korumak hem de onu israf etmekten ve yok etmekten kaçınmak anlamına gelir.  Özel mülkiyetin yaygınlaştırılıp, belli ellerde toplanmasının engellenmesi aynı zamanda İslam iktisadının en önemli hedeflerinden biridir. Yine bu sebepten miras mümkün olduğu kadar çok yakınlar arasında paylaştırılır. 

2. Teşebbüs ve Seçim Özgürlüğü

   İslam ekonomisi bireyci değil, şahsiyetçi ve toplumcudur. Sadece kendi çıkarını düşünen insan tipi İslam ile bağdaşmaz.İslam ekonomisinde devlet, üretime katkı yapmayan bir organizatör olarak düşünülür bu yüzden iktisadı hayatta yalnızca denetim ve gözetimde yer almalıdır. Devletin özel sektörü engellediği düşünülemez ve özel sektöre de rakip değildir.

  İslam’ın insandan istediği ilk şey iman ve dünyanın nimetlerine fazla kapılmadan çalışılmasıdır. Müslüman girişimci iktisadı hayat içerisinde açgözlü ve ihtiraslı olmamalıdır. İslam dininde insan, kendi özgür iradesi ile karar alır, aksiyon haline getirir ve bu aksiyon sonucu yaptığından sorumlu olan tek varlık olarak düşünülebilir. İslam dininin en önemli amaçlarından birisi ise insanın sadece ekonomik sahada değil, birey olarak toplumun tüm alanlarında en uygun olana karar vermesini sağlayacak nitelikleri kazanmasıdır.

3. Kişisel Çıkar

   Sabahattin Zaim , İslam’daki insanı homo İslamicus olarak nitelendirir. Ona göre bu insan, ihtiyaçlarını karşılama ve menfaatini maksimize duygularını Allah’ın emir ve yasakları çerçevesinde , helali gözeterek düzenlemeye çalışır. İslamiyet toplumsal çıkarı kendi bireysel çıkarından üstün tutan kanaat sahibi girişimci modeli idealize etmiştir. Bir Müslüman kendi çıkarından önce toplumsal çıkarı ön plana almalıdır. Müslümanda diğergamlık ve hizmet aşkı olmalıdır. Allah rızasına yönelmeyen maddi zenginlik Müslüman için bir anlam ifade etmemelidir. Müslüman bu temiz kalbi iktisadi faaliyetlerinde de göstermekle yükümlüdür.

4. Fiyat Mekanizması ve Rekabet

    İslam ekonomisinde piyasa fiyatlarının serbest rekabet sonucunda oluşması esası benimsenmiştir. Bu rayiç, eşya fiyatları da arz ve talebin şeffaf bir piyasada karşılaşması sonucunda oluşur. Bunun gerçekleşebilmesi için de serbest rekabeti engelleyen şartların İslam devleti tarafından ortadan kaldırılması gerekir.

5. Sınırlı Hükümet

  İslam ekonomisinde devletin asıl görevi, özel mülkiyetin ve özgürlüklerin önünü açmak, iktisadı hayatta oluşabilecek sorunları gidermektir. İslam ekonomisinde üretim ihtiyaca göre belirlendiğinden kaynaklar israf edilmez.

Devlet ekonomide denetim ve gözetim yapma hakkına sahip olduğundan üretici değil organizasyonu düzenleyen taraf olmalıdır. Bu çerçeveden bakıldığında devlet, özel teşebbüsü engelleyen veya ona rakip olan bir konumda değildir.

 

KAPİTALİST EKONOMİ SİSTEMİ

   Serbest piyasa ekonomisinin aslolan iki unsuru olarak “bırakınız yapsınlar” ve sistemin kendiliğinden dengeye geleceğini düşünen “görünmez el” teorileri geliştirildi. Bu unsurları gerçekleştirecek olan da alıcı ve satıcıların karşılıklı ticari faaliyetleri sonucunda oluşan fiyat sistemidir. Piyasa ortak çıkarlara göre değil bireylerin çıkarlarının uzlaşmasıyla oluşur. Serbest piyasa ekonomisini daha iyi anlamak açısından M. Umer Chapra’nın farklı bir bakış açısıyla ortaya koyduğu şu tanımlaması önemlidir; “piyasa sistemi, piyasa güçlerinin sosyal huzura bağlı olarak şahsi çıkarı korumada yeterli olduğunu iddia ederek önemli ahlâki konulardan ve sosyo-ekonomik adaletten kaçınmaktadır.”

Kapitalist Ekonomi Sistemi Özellikleri

1-Özel Mülkiyet

Bireycilik ekonomik özgürlüğün, ekonomik ve sosyal rekabetin ve bireysel mülkiyetin bir sonucudur. Piyasa ekonomisi ise insanlara tanıdığı mülkiyet hakları ile birlikte tüm bireysel özgürlükleri insanlara veren sosyal bir sistemdir. Bir piyasada özel mülkiyet yoksa o sistem bir serbest piyasa sistemi olarak tanımlanamaz. 

2. Teşebbüs ve Seçim Özgürlülüğü

  Serbest piyasada özgürlük demek şahısların ve özel teşebbüsün piyasa sayesinde diledikleri seçimi yapma hakkına sahip olmalarıdır. Teşebbüs özgürlüğü ise bir şirketin kaynaklarıyla üretimde bulunması ve ürettiklerini satmasında devletin karşı müdahalesine uğramadan istediği şekilde davranmasıdır. Seçim özgürlüğü tüketicilerle alakalı olup tüketicilerin gelirlerini diledikleri gibi harcayabilmeleri manasına gelir. Sözleşme ve şirket kurma özgürlükleri bu özgürlüklerin de ayrılmaz bir parçasıdır. 

3. Kişisel Çıkar

  Kişi iktisadi anlamda kendi çıkarları doğrultusunda eylemde bulunacak bir “homo economicus”, doğru ve bilimsel olanı bulabilen bir “rasyonel insan” her türlü sosyal hareketi kendi amacı doğrultusunda kullanabilen “faydacı insan”dır. Max Weber’e göre ise; kapitalist iktisadi sistemin, para kazanma isteklerine insanların kendilerini adama gereksinimi vardır. Gerek kapitalizmin, gerek marksizmin temeli olan Batı ekonomi teorisinde düşünülen insan modeli “iktisadi adam” dır. Bu insan tipi, batının Rönesans ile başlayan, rasyonalist, akılcı, seküler ortamı içinde ortaya çıkan, robot gibi işleyen, attığı her adımda menfaatini maksimize etmek isteyen insan modelidir. 

4. Piyasa Mekanizması ve Rekabet

    Piyasa ekonomisi serbestliğe rekabeti kazandırır. Rekabetçi bir sistemde çalışmak isteyenler istedikleri işi seçebilir, tüketmek isteyenler de talep ettikleri her yerden alışverişte bulunabilir. Herkes birbirinden emin ve güven içinde faaliyette bulunabilir. Bu mekanizma sayesinde her bireye sınırsız imkantanınarak özgürlük sağlanır. İktisadi hayata kamunun müdahalesi insanların her hareketinin kontrolü sonucunu doğuracaktır. Bu mekanizmada ise siyasi ve iktisadi serbestlik birbirini tamamlar. İktisadi özgürlüğün olmadığı bir ortamda siyasi özgürlükten ise bahsedilemez.

5. Sınırlı Hükümet

  Kamunun hiçbir şekilde tabii düzene müdahalesi serbest piyasada öngörülmez. Devlet sadece bireylerin doğal düzenlerini devam ettirmelerine yardımcı olmalıdır. Hiçbir otorite insanları bir şey yapmaya zorlamamalıdır. Devletin asıl amacı insanlara hizmet etmek ve serbest piyasaya müdahale etmek yerine onu koruyarak işlerlik kazandırmaktır.

İSLAM EKONOMİSİ VE KAPİTALİST EKONOMİ SİSTEMİ KARŞILAŞTIRMASI

Karşılaştırılan Konular

Kapitalist Ekonomi Sistemi

İslam Ekonomisi

Karşılaştırma Sonucu

Özel Mülkiyet

Serbest

Serbest

Uyumlu

Miras Hakları

Serbest

Serbest

Uyumlu

Toplumsal Çıkar

Yok

Var

Uyumsuz

Mülkiyet Dokunulmazlığı

Var

Var

Uyumlu

İsraf Yasağı

Yok

Var

Uyumsuz

Faiz Özgürlüğü

Var

Yok

Uyumsuz

Piyasada Spekülasyon

Var

Yok

Uyumsuz

Servet Birikimi

Serbest

Yasak

Uyumsuz

Uluslararası Ticaret

Serbest

Serbest

Uyumlu

Teşebbüs Özgürlüğü

Var

Var

Uyumlu

Tüketim Özgürlüğü

Var

Sınırlı

Sınırlı Uyumlu

Ahlaki Değerlerin Piyasayı Etkilemesi

Yok

Var

Uyumsuz

Kişisel Çıkar

Serbest

Sınırlı

Sınırlı Uyumlu

Piyasa Rekabeti

Serbest

Serbest

Uyumlu

Fiyatların Belirlenmesi

Serbest

Serbest

Uyumlu

Tekelcilik

Serbest

Yasak

Uyumsuz

Piyasa Denetimi

Yok

Var

Uyumsuz

Devletin Toplumsal Müdahalesi

Yok

Var

Uyumsuz

Toprakta Devlet Mülkiyeti

Yok

Var

Uyumsuz

Sınırlı Hükümet

Var

Var

Uyumlu

Bu tabloyu incelediğimizde Kapitalist ekonomi sistemiyle, İslam ekonomisinin uyumlu olduğu kadar uyumsuz oldukları alanları da görmekteyiz.

    İslam, insanların ben odaklı değil biz odaklı düşünmesini ister. Bu yüzden İslam Ekonomisinde toplumsal çıkarlar her zaman bireysel çıkarlardan ön planda tutulmuştur. Kapitalist Ekonomi Sisteminde ise insanlar kendi çıkarlarını düşünerek maksimum fayda ve maksimum kâr elde etmeyi amaçlar. Kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden ‘homo economicus’ kavramı da İslam Ekonomisinden oldukça uzaktadır. İslam insanların ‘homo İslamicus’ şeklinde davranmasını ister.

İslam, kaynakların kullanımında tüketicinin davranışlarını düzenlerken, kapitalizm insanlara her istediğini yapma özgürlüğü tanır. İslam ekonomisinde insanlar kendi kaynaklarını diledikleri gibi sarf edebilirler ancak bu onların sınırsız harcama yapabilmeleri anlamına gelmez. Çünkü İslam’ da israf yasaktır. Müslüman iktisadi hayatında ahlaki ve manevi değerleri de düşünmesi gerekir. Harcama yaparken de mutlaka toplumun çıkarlarını düşünmek zorundadır. Eğer yaptığı iktisadi faaliyet toplumun faydasına zarar veriyorsa İslam bu duruma müdahale eder ve kısıtlamalar getirir. Kapitalist sistemde de toplumun faydası önemseniyor olsa dahi bireysel çıkar her zaman ön plandadır. Ahlaki ve manevi değerlerin sistemi etkilemesi söz konusu değildir.

İslam ekonomisinin ve kapitalist ekonomik sisteminin topluma ve insana bakış açısı birbirinden çok farklıdır.Kapitalizm, insanı; vahşice harcayan, bitmek tükenmek bilmeyen istekleri olan bir varlığa dönüştürmüştür. İnsanı, insanlığından uzaklaştırmıştır. Zengini daha zengin , fakiri daha fakirleştirmiştir. İnsanı paylaşmaya değil de servet birikimine sürüklemiştir. İslam ise insanın servet biriktirmesini değil de o servetle ticaret yapmasını ister. Böylelikle İslam ekonomisi durağan değil, dinamiktir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir