Kâr Payı ve Faiz Arasında Ne Fark Vardır?

Kâr, üretilen veya satılan bir malın maliyetine satış için eklenen bir fazlalıktır. Ticarette kâr, zarara katlanmayı göze almak şartıyla meşru kılınmıştır. Burada riziko (zarar) sermayenin üzerindedir. Faizli muamelelerde ise riziko sermayeyi kullanan kişiye yüklenmiştir. Faizli kredi kullanmış olan kişi veya kurum vade sonunda anapara+faizi ödemeyi taahhüt eder. Sermayeyi kullanırken zarar da etse faizi ödemek zorundadır. Konvansiyonel bankacılıkta mevduat sahipleri ile banka arasında tek taraflı riziko vardır. Banka kefil veya ipotek karşılığında kendi üzerindeki rizikoyu müşterilerine aktarmaktadır. Böylece mevduat sahipleri ile kredi kullanan esnaf, tüccar, sanayici ve diğer müteşebbisler arasında banka, aracı bir konumdadır. Tasarruf sahipleri ile işletmecinin güçlerini birleştirmesinde bir engeldir.

İslam’daki Mudârabe (emek-sermaye ortaklığı) modelinde ise sermaye sahipleri ile bunu çalıştıracak olan girişimciyi bir araya getirir ve rizikoyu sermaye üstlenir. Eğer kâr olursa taraflar başta belirledikleri orana göre payını alır. Zarar olursa bu önce kârdan karşılanır, eğer zarar kârdan daha fazlaysa, bu zarar anaparadan giderilir. Böyle bir durumda girişimci kârdan pay alamayacağı için emeği karşılıksız kalır.

İslami bankacılık temelde emek-sermaye ortaklığına dayanır. Burada konvansiyonel bankacılığın aksine zarar sermaye sahiplerinin üzerinedir. Bir işletmeci gibi faaliyet gösteren İslamı bankacılıkta emeğin karşılığı dönem veya yıl sonu kârlarından başta anlaşılan oranlar üzerine pay edilir. Günümüzde bu oran sermayedar için yüzde 80 girişimci için yüzde 20’dir. Eğer zarar oluşacak olursa ilk olarak kârdan karşılanır,  zararı kâr karşılayamazsa anaparanın tamamı da gidebilir. Buna göre İslam’ın asıl riski sermaye sahiplerine yaydığı ve bu yolla bankacılık sistemini güçlendirdiği söylenebilir. Allah kârı helal faizi ise haram kılmıştır.

 Kârın Meşruluğu ve Sınırı 

İslam’da ticaret meşru olunca, kâr elde etmenin de meşru olması tabiidir. Ayet ve hadislerde de ticaret ve kazançtan söz edilmiş ve iktisadi hayatın belirli prensip ve kurallarla yürütülmesi amaçlanmıştır. Kârın da ahlaki ve tabii sanırlar çerçevesinde, serbest rekabet ortamında oluşması esas alınmıştır. İnsanların temel ihtiyaçlarını karşılamasında sorun teşkil eden birtakım tedbirler de öngörülmüştür. Ribanın yasaklanması, haksız kazanç yollarının kapatılması gibi..

Alışverişte: hile, aldatma, satılan bir malın ayıbını gizleme veyahut onu mevcut olmayan özellikleriyle nitelendirme, övme yasaklanmış; açık, gerçekçi ve makul ölçüler konmuştur.

İslam’da alışverişlerde çeşitli mallara yüzde hesabıyla bir kâr haddi belirlenmemiştir. Arz ve talep kanunlarına bağlı, serbest rekabet esasları içerisinde kendiliğinden oluşacak fiyatlar öngörülmektedir. Eğer mallara belirli oranda kâr haddi getirilseydi, iktisadi hayatta zorluklarla karşılaşılırdı. Kar miktarını sabit kılmak o malın alış fiyatını ve maliyetini tam olarak bilmeyi gerektirirdi bu da satışa hile karıştırabilirdi. Diğer yandan ise aynı cins ve kalitedeki malın maliyeti tüccardan tüccara değişir. Sermayesi çok olan kimse, peşin para ile daha fazla mal satın aldığı için maliyetini ucuza getirebilir. Başka tüccarında imkanları kasıtlı olduğu için maliyetleri daha fazla olabilirdi. Aynı cins ve miktarda birçok malın maliyetleri farklı olunca, yüzde kâr ilavesiyle satış bedelleri de farklı olacaktır.

Bu ve benzeri problemler yüzünde Resulûllah  (s.a.v) piyasa fiyatlarına müdahale etmesi için başvuran sahabilere şöyle cevap vermiştir: “Şüphesiz, fiyat tayin eden, darlık ve bolluk veren, rızıklandıran ancak Allah’tır. Ben sizden hiç kimsenin mal ve canına yapmış olduğum bir haksızlık sebebiyle hakkını benden ister olduğu halde Rabbime kavuşmak istemem.” ( Ebu Davud, Büyu 49 )

Kâr Payı ve Faiz Arasındaki Farklar

Kar Payı

  • Alışveriş veya ortaklık akdidir.
  • Vade sonunda belli olur.
  • Elde edilen kâr ve zararlar havuza yansıtılarak fon sahiplerine dağıtılır.
  • Müşterilerin ana para garantisi yoktur.
  • Ticaret ve ortaklığa dayanmaktadır. Meşrudur.
  • Ticarette elde edilen kâr veya zarar tarafların kâr payını oluşturur.

Faiz

  • Borç ve faiz akdidir.
  • Oranı vade başında bellidir.
  • Müşteriye ödenecek faiz baştan bellidir.
  • Müşterilerine ana para garantisi verir.
  • Dinimizde haram kılınmıştır.
  • Faiz işleminde paradan para kazanılır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir