Katılım Bankalarından Girişimcilere Destek

 

Finansal sistem içerisinde önemli bir yeri bulunan katılım bankaları, sundukları hizmetlerle daha çok girişimciye hitap edebilmeyi ve bu alandaki payını arttırarak sektörün baş aktörlerinden biri hâline gelmeyi hedefliyor

Söz konusu bankalar, bu amaç doğrultusunda müşterilerine hem farklı ortaklık modelleri önererek hem de kredi vermek yerine mal ve hizmet alımlarında aracılık ederek finansal destek sağlıyor.

KOBİ’ler merkeze alınıyor

Hâlihazırda, sistemdeki payını yüzde 15 ve üzerine çıkarmayı amaçlayan katılım bankaları, bu doğrultuda küçük ve orta büyüklükteki işletmeler (KOBİ) ile girişimcilerin ekonomideki ağırlığını arttırmayı merkeze alıyor. KOBİ’lere verdiği finansal desteğin oranını yüzde 35’e yükselten katılım bankaları, ayrıca girişimcileri desteklemeye yönelik adımlar da atıyor. Sistemin yapısına uygun ortaklıklar kurarak girişimcilerin finansman ihtiyaçlarını karşılayan; mal ve hizmet satın alımlarına aracılık eden katılım bankaları, start-up’lara ise eğitimden mentorluğa, danışmanlıktan finansal yatırıma kadar pek çok hizmet veriyor. Katılım bankacılığı, merkezine insanı alan ve müşteri ihtiyaçlarını ön plana koyan bir finans modeli benimsiyor. Bu yapı, insana değer katan iş modelleri üzerinde çalışarak her geçen yıl büyüyüp gelişiyor.

Destekler sürecek

Katılım finans sisteminde ekonominin büyümesi adına kritik önem taşıyan; yenilik ve girişimcilik için önemli bir potansiyel barındıran; değişime uyum sağlayabilen KOBİ’lere ticari işlemlerde destek olmaya öncelik veriliyor. Önümüzdeki dönemlerde de KOBİ’lere olan destekler artarak devam edecek, ilaveten girişimcilere sunulan tüm hizmetlerde reel ekonomik sektörün ihtiyaçlarına cevap verecek çalışmalara imza atılarak bu alanda büyümeye odaklanılacak. Ülkemizin bağımsız finansal geleceğinin ancak yeni yatırımcılara sektörde eşit fırsatlar vererek daha aydınlık hâle gelmesi mümkün gözüküyor.

Risk paylaşılıyor

Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) Yönetim Kurulu Başkanı Metin Özdemir katılım bankalarının girişimcileri desteklemekle kalmadığını aynı zamanda sunduğu alternatif ortaklık modelleriyle de adından söz ettirdiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı: “Girişimcilerle bankalarımız arasında hem proje bazında hem de süreç içerisinde yaygın olarak oluşturduğumuz ortaklıklar, katılım bankacılığını finansal sistemdeki diğer bankalardan ayıran en önemli farklardandır. Müşareke yani ortaklık sistemine dayalı ve proje bazlı iş birliklerimizin yanı sıra, piyasaya sunduğumuz alternatif hizmetlerimiz ile girişimcilerle risk paylaşımı yaparak, müşterilerimizin mali açıdan ihtiyaç duydukları kaynaklara ulaşmalarında ve finansman problemlerinin çözümü konusunda da alternatif imkanlar sağlamaktayız.

Yeni yatırımlara teşvik

Ülkemizde 6 adet katılım bankası faaliyet gösteriyor. Bu bankaların tamamı ekonomiye ivme kazandırmak ve yeni yatırımları teşvik ederek, projelerini hayata geçirmek isteyen girişimcilerin önünü açma hedefiyle çalışıyor. Albaraka Türk “Garaj” projesi, Kuveyt Türk “Workinton” ve “Lonca Girişimcilik Merkezi”, Türkiye Emlak Katılım Bankası, yerel üretimi destekleyen sürdürülebilir finansman yöntemleri geliştirerek ithal malların ülkemizde üretilmesine katkı sağlamayı hedefliyor. Türkiye Finans ve Ziraat Katılım bankaları yatırımcılarına sundukları kâr zarar odaklı fırsatlar ve Vakıf Katılım ise “Kefaletli Finansman/Nefes Kredisi”yle girişimcilere destek olmayı sürdürüyor.

Fikirler mudarebe ile hayata geçirilebilir

Bankaların sermayelerini, girişimcilerin ise emeklerini ve projelerini ortaya koydukları fon kullandırma yöntemi olarak tanımlanan mudarebeye rağbet artıyor. Son yıllarda gittikçe yaygınlaşan yüksek teknoloji girişimciliği alanındaki risk sermayesi yatırım fonlarının işlevini üstleniyor.

Sistem yaygınlaştırılıyor

Mudarebe yönteminin Türkiye’de yaygınlaşması için çalışmalar yapılıyor. Faizsiz finansman yönteminin yaygınlaşamaması genelde üç temel sorundan kaynaklanıyordu. İlki girişimcilerin niteliği, ikincisi girişimciye karşı güven meselesi (bankanın girişimciyi yeterince tanımama ve dolayısıyla güvenememe sorunu) üçüncüsü yüksek katma değerli sektörlerde Türkiye’de yeterince start-up çıkamaması problemiydi. Fakat son yıllarda internet ve teknoloji girişimciliğinin Türkiye’de gelişmesiyle mudarebenin uygulama sorunlarının önemli ölçüde ortadan kaldırılabilme imkânı doğdu.

Ürünler ve hizmetler çeşitleniyor

Gelinen aşamada girişimcilerin katılım finans ekosisteminden en büyük beklentileri projelerine finansman sağlanması. Türkiye’nin başta katma değeri yüksek ürünler ve hizmetler olmak üzere ihracatını arttırmasının bir yolu da yeni ürün ve hizmetlerin birer ekonomik değer olarak piyasaya kazandırılmasından geçiyor.

Cari açığın kapatılmasından toplumsal kalkınmaya kadar etkisi hissedilecek bu durumun değerlendirilmesi için katılım bankaları desteklerini her geçen gün arttırmaya devam ediyor.

Kaynak: Yeni Akit

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir