Masudul Alam Choudhury: Din, İnanç ve Koronavirüs Salgını

Korona virüsü salgınının neden olduğu, sağlık ve ekonomi alanındaki tehditler konusunda pek çok yazı yazıldı. Ancak farklı cephelerde etkisini gösteren COVID-19 ve din kurumunun rolleri ve ilişkisine dair neredeyse kapsamlı bir anlama çabası içine girilmedi. Bununla birlikte, her şeyin sürdürücüsü olarak din, salgının ve onun çok yönlü sonuçlarının genel olarak çözümlenmesinde merkezi bir rol oynar.

Din ve COVID-19 konusuna dair yalnızca The Daily Star’da (günlük çıkan bir gazete)  bir yazı okudum. Yazarın bir olayı yanlış anlaması söz konusuydu. Mekke’de, umre döneminde bir asansörde meydana gelen bir olay. Bu olay koronavirüs salgınının yaşandığı döneme denk geldi. Yazar bu yazıda Suudi bir aile ve o sırada Mekke’de umre vazifesini yerine getiren Çin vatandaşı bir Müslümanın asansörde yaşadıkları bir olayı kaleme aldı. Çin’den gelen kişi asansörde hapşırıyor ve bunun neticesinde mahcup hissediyor. Bu durum karşısında Suudi aile “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh” diyerek karşılık veriyor. Yazar bu ifadenin şeytani olan ne varsa defedilmesi için, Kur’an’da da geçen, bir dua olduğunu belirtiyor. Bilakis, Kur’an’da da geçen bu ifadenin gerçek anlamı “Allah’tan başka gerçek güç sahibi yoktur.” şeklinde olacaktır. Bu durum, yanlış anlamanın ve dolayısıyla dini değerlerin öneminin ne kadar yanlış yorumlandığının ve göz ardı edildiğinin bir örneğidir.

Buna karşılık, dini değerlerin doğru anlaşılması, bu değerler üzerine derin ve tesirli bir tefekkürü de beraberinde getirecektir. Bu ise insan inançlarına, hayatına ve deneyimsel olan tüm tecrübelerine sirayet edecektir. Bu tür temel değerlerin önemi herkese doğru bir şekilde aktarılmalıdır.

Bu bağlamda soruyoruz: Din, salgının normal bir duruma dönmesini nasıl sağlayabilir? Her ne kadar eksiksiz bir şekilde olmasa da, bir denge durumu ile iyileşme, sağlık ve normalliğe dönüş aşamasında, dünya sistemindeki bütün benlik ve insan ilişkileri için derin dini ibretler vardır.

Virüs Hücrelerini Normal Hücrelere Dönüştürme Modelinin İslam’ın Tevhid İlkesiyle Açıklanması

Bu meseleyi Kur’an ile bize nakledilen en büyük dini değer ile açıklayacağım. Bu evrensel değer Allah’ın birliğidir. Bu kapsayıcı yasa, istenmeyenlerin dışlanması ve giderilmesinde yaşamın iyi şeyleri arasında katılımcı bir eşleştirme olarak açıklanmaktadır. Dışlananlar, inanç ve böylece değerdeki tek tanrıcılık ışığında birlik yasasını ve bu yasanın bütün iyi şeylerin düzeninde deneyimsel kapsayıcılığını (Kuran 36:36) inkâr edenlerdir.

Tevhid ilkesi multidisipliner düzenin çeşitliliği ve her şeyin sahip olduğu uyum arasındaki organik ilişkileri ima eder. COVID-19’u tehlikesi, virüs hücrelerinin üremesindeki çokluğun sebep olduğu hücresel bir kaosta gömülüdür. Birlik yasası ile bir normale dönüş, büyük ölçüde ayrışmış COVID-19 hücrelerini kaostan, iyi şeyler ve uygulamalar arasındaki organik birliğin doğasına ve yapısına geri döndüren tedavilerin uygulanmasını gerekli kılar. Böylece tekrar normale dönmüş hücreler ayrışan hücrelerin yerini alır. Disosiyatif hücreler normalleşmenin birliğini inkâr ederler. Multidisipliner kapsayıcılık alanı, esasen birlik yasanının varoluşsal özü yoluyla var olmuştur. Bu tutarlılığa, sürekliliğe ve sürdürülebilirliğe yeniden hayat verir. Birlikte ele alınan tüm bu nitelikler, birliğin bilgisinin bütünlüğü içerisinde, tüm dünyadaki yeniden normalleşmenin dinamiklerini oluşturur.

Ekonomik tahribat, işsizlikteki muazzam artış, küresel ekonomi bağlamında üretimdeki düşüşü iyileştirmede uzun dönem süren yetersizlik, ticaret, milli büyüme ve özellikle büyümekte olan ülkelerdeki kalkınma planları, her şeyden önemlisi sosyal politikaların sürdürülebilirliğinin ve yatırım-büyüme konusunda kamu planlarının durması çok boyutlu sistem hücrelerinin çöküşü ve ölümü olarak bir araya geldi.  Hücreler gibi bu ayrışma da, tedavi ve normalleşme yolunda bir takım keşif ve uygulamalar ile süreci tersine döndürecek iyileştirmelere ihtiyaç duymaktadır. Sonuç, tedavi ve iyileştirme ile iyiliği birleştirmek ve iyi etkilerin birliğini normalleşmenin tutarlı bir etkinliğine dönüştürmektir.

Koronavirüs mutasyonunu tekrardan sağlıklı hücreler topluluğu haline getirmek.. Bu, hücresel çok boyutlu bir kaostan normalleşmeyi sağlayacak, iyileştirici temel dini mesajdır. İyileştirici karşıtlık yeniden normalleştirilmiş hücrelerdeki bilginin birliğini yansıtmaktadır. Ancak bu şekilde salgın kaosunun sona ermesi ve din ile inancın iyileştirici rolünün idraki söz konusudur.

Kaynak: İKAM

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir