Prof. Dr. Hayrettin Karaman: Katılım Bankalarındaki Çeşitli İşlemler ve Kart

Yeni Şafak Gazetesi köşe yazarlarında olan Prof. Dr. Hayrettin Karaman, bugünkü köşe yazısında bir okuru murabaha işlemlerinde sözleşmelerin satın alma işlemlerinden önce gerçekleşmesinin dayanağını ve caizliğini soruyor. İşte o soru ve cevabı:

Soru

1. …size iki konu hakkında soru yöneltmek istiyorum: a. Murabaha konusunda naçizane bildiğim, evi/arabayı önce bankanın peşin olarak satın alması ve müşterisine vadeli satması söz konusu. Ancak bildiğim/zannettiğim kadarıyla, bankaya yaptığımız finansman başvurusu kabul edilince, banka müşterisine telefonla vekâlet veriyor, fakat henüz notere gidip satın alma işlemi gerçekleşmeden banka ile müşteri arasında sözleşmeler imzalanıyor, sonrasında notere gidiliyor. Yani banka ile müşteri arasındaki sözleşme noter sonrasında değil, öncesinde yapılıyor. Bunun dayanağı ve caizliği nedir tam olarak hocam? b. Katılım bankalarının yaptığı murabaha işleminin adımlarını vesveseye mahal vermeyecek şekilde detaylı anlatabilir misiniz? Bu konudaki tereddüdümden dolayı ev/araba planlarımı erteliyorum. Rabbim’in emriyse mezara kadar da ertelerim, ancak vesvese yaptığımdan dolayı erteliyor isem bu beni üzer Sayın Hocam.

2. Bir süredir bir katılım bankasının kredi kartını kullanıyorum. Amacım faizli bankadan uzak olmak idi. Ancak katılım banka kredi kartlarının aslında murabaha kartı olduğunu duyduktan sonra, şu an aklıma başka sorular gelmekte. Yani, ben kredi kartım ile yaptığım tek çekim/taksit her türlü işlemde, aldığım ürünün murabahaya elverişli olup olmadığını değerlendirmeli miyim? Örneğin, bir lokantada yemek yiyip, sonrasında kredi kartı ile ödeme yapamaz mıyım? Hocam, özellikle ilk sorum, pek çok okurunuzun olduğu gibi, benim için aciliyet teşkil ediyor. Vakit ayırıp yanıtlamanız beni çok mutlu eder. Şimdiden kıymetli vaktinizi aldığım için hoşgörü talep eder, teşekkürlerimi sunarım.

Cevap

Aynı katılım bankasının danışma komitesinde bulunduğumuz Sayın Doç. Dr. İshak Emin Aktepe aldığımız kararların uygulanmasını da takip etmektedir. Daha ziyade uygulama ile ilgili olan bu soruların cevabını onun yazmasını rica ettim, yazısını aşağıda paylaşıyorum:

1- Soru sahibi noter öncesi sözleşmelerin imzalanmasını soruyor. Âcizâne benim yorumum şudur: Müşteri bankaya mal alım vaadinde bulununca banka müşteriyi ve talebini inceliyor. Banka müşteriyi ve talebini uygun bulunca onu şubeye davet ediyor. İcabını yazılı olarak alıyor. İmzalarını alıyor. Hatta vekâletini de yazılı olarak veriyor. Yaklaşık 50 evraka imza alınıyor. Böylece müşteri yazılı olarak icapta bulunmuş oluyor. Bu evraklar henüz banka tarafından imzalanmış ve müşteri borçlandırılmış değildir. Banka kabulünü tapu ya da noter işlemleri olunca gerçekleştiriyor. Böylece alım satım tamamlanmış ve müşteri malına kavuşup bankaya borçlanmış oluyor.

2- İcap ve kabul ile alakalı ahkâmın örfe dayalı bir yapısı vardır. Aslolan tarafların alım satım niyetidir. Bu alım satım gerçekleşirken zamana ve yere göre fıkhî ahkâmda farklılaşmalar olabileceği inancındayım. Günümüz dünyasında milyarlarca liralık iç ve dış alımlar ve borçlanmalar yapılırken fıkhî ahkâmı daha toleranslı işletmek gerektiğine inanıyorum. İcap ve kabulün zaten aynı mecliste olması da şart değildir.

3- Kıymetli hocam aslında bankaların bu sözleşmeleri imzalatmaları emniyet içindir. Bankalar her gün binlerce müşteri ile muhataptır. Bunların mücerret sözlerine itibar etmelerini istemek bankaların rahatça aldatılmasına yol açar. Müşterilerin yarısı iyi niyetli ise de yarısı en azından içinde hinlik saklıyor olabilir. Bu sebeple bankalar müşterilerinin niyetlerini imza altına alma amacı taşırlar. Kanaatimce bu makul ve meşru bir taleptir. Bankanın basiretli bir tüccar gibi davranmasını isteyen biziz.

4- Soru sahibi “Bu konudaki tereddüdümden dolayı ev/araba planlarımı erteliyorum. Rabbim’in emriyse mezara kadar da ertelerim, ancak vesvese yaptığımdan dolayı erteliyor isem bu beni üzer Sayın Hocam” diyor. Açıkçası vesvese yaptığına inanıyorum. Bu ve bunun gibi dindar insanların sırf bu tür vesveseler yüzünden dünyada ekonomik anlamda nice imkânlardan mahrum kaldıklarını düşünüyorum. Bu tür vesveselere maalesef ilim adamlarının sebep olduğu inancındayım…

5- Soru sahibi “Bir süredir bir katılım bankasının kredi kartını kullanıyorum. Amacım faizli bankadan uzak olmak idi. Ancak katılım banka kredi kartlarının aslında murabaha kartı olduğunu duyduktan sonra, şu an aklıma başka sorular gelmekte. Yani, ben kredi kartım ile yaptığım tek çekim/taksit her türlü işlemde, aldığım ürünün murabahaya elverişli olup olmadığını değerlendirmeli miyim? Örneğin, bir lokantada yemek yiyip, sonrasında kredi kartı ile ödeme yapamaz mıyım?” diyor.

Katılım bankası kartları karz-ı hasen, vekâlet ve murabaha esasına göre çalışıyor. Eğer kart ile ödemesi yapılan ürün murabahaya uygun değilse karz-ı hasen geçerlidir. Banka ödemeyi yapar. Müşterisinden ödediği meblağı ister. Kart ile ödemesi yapılan ürün murabahaya uygun ise banka ürünü müşterisine satmış olur. Müşteri ile banka taksit üzerinde anlaşırsa işlem taksitli olur ve banka kâr alır. Taksit yapma üzerinde anlaşmazlarsa işlem peşin olur ve banka müşterisinden kâr almaz. Bankanın kredi kartıyla alakalı işlemlerde nelere taksit önerisi yapacağı çalışılmış ve sisteme işlenmiştir. Mesela lokantada yapılan ödemelere taksit önerisi yapılmaz.

Kredi kartıyla satış, bankaya komisyon

Soru

İşyerimde 2 katılım bankasına ait pos cihazı bulunmaktadır. Kredi kartıyla taksitsiz tek çekim satış yapıyorum banka parayı bana 30 gün sonra veriyor. Kredi kartıyla taksitli satış yaptığımda katılım bankası belirli bir oran kesinti yapıp paranın tamamını hesabına 1 gün sonra yatırıyor. Müşterim de bankaya taksitli şekilde ödemesini yapıyor.

Örneğin ürünü 120 TL’ye kredi kartıyla 12 taksitle satıyorum. Katılım bankası ertesi gün 100 TL hesabıma parayı yatırıyor. Müşterim de ayda 10 TL olarak bankaya 12 ayda toplamı 120 TL olarak kredi kartının ödemesini yapıyor.

Bankanın bu taksitli satışta parayı bana ertesi gün vermek için aldığı 20 TL’lik kesinti faiz oluyor mu?

Cevap

Konuyu şöyle izah ediyoruz. Anlaşmaları buna göre yapmaya çalışıyoruz.

1- Bir kart hamilinin alım satımının katılım bankası tarafından taksitli olabilmesinin şartı hem kartın hem POS’un katılım bankasına ait olmasıdır. Bu durumda kart hamili bankanın vekilidir. POS cihazı takılan işyeri ile de katılım bankası tahsilat anlaşması yapmış durumdadır.

2- Kart hamili, kart ile yaptığı alışverişlerin tamamını katılım bankasına vekâleten alıp, katılım bankasından satın almaktadır. İşlemin peşin mi vadeli mi olacağı konusunda katılım bankasının POS üzerinden ya da SMS ile yaptığı icaba verdiği cevap esastır.

3- Katılım bankasının vekili olan kart hamili, POS cihazı bağlı işyerinden alım yaptığında işyerine karşı banka borçlu olur. Banka aynı zamanda POS cihazının da sahibi olduğundan işyerinin tahsilat işini de takip etmekte yani ona hizmet sunmaktadır.

4- İşyeri POS üzerinden soruda olduğu gibi 12 taksitle 120 TL’ye mal sattığında iki durum ortaya çıkar:

A- İşyeri ile katılım bankası POS anlaşması yaparken katılım bankası kartlarıyla yapılacak taksitli alımlarda katılım bankası asıl borçlu olacağından ödemeyi peşin yapmak üzere anlaşır. Müşteriye POS üzerinden taksitli satışı katılım bankası yapar. Çünkü POS işyerinin değil bankanın makinesidir. Hâsılı mal bankaya 100 TL peşin bedelle satılmış; POS üzerinden kart hamiline banka tarafından 12 taksitle 120 TL’ye satılmış olur.

B- İşyeri POS üzerinden kart hamiline 12 taksitle 120 TL’ye satış yaptığında asıl borçlu yine banka olur. Banka da kart hamiline 12 taksitle 120 TL’ye satış yapmıştır. Banka borcunu bir gün sonra ödeyerek “erken ödeme indirimi” alır. Yani 12 taksitli 120 TL borcunu peşin ödeyerek 100 TL’ye indirir. Erken ödeme iskontosu faiz olmaz. Bu, alacaklının borçluya borcun bir kısmını hibe etmesidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir