Recep Almalı: Dünya için Karz-ı Hasen Vakti

Çin’in Wuhan kentinde baş göstermiş ahirinde de tüm dünyaya etki etmiş olan Coronavirüs salgını insan hayatını pek çok yönde etkilemiş, aynı zamanda da topluluklar arası birliğin ne kadar önemli olduğuna da dikkat çektirmiştir.. Salgının bulaşma hızının çok yüksek olması sebebiyle alışveriş alanları, okullar hatta pek çok işyerleri personellerini ücretsiz izne çıkarmış bulunmaktadır. Durum böyle olunca da insanlar daha bireysel kararlar alıp bireyselce yaşamaya başlamışlardır. Tam da bu noktada İslam dîninin paylaşımcı ve dayanışmacı rolü meydana gelmektedir. Malumdur ki ülkemizde asgari ücretli çalışanların sayısı büyük bir ölçeğe sahiptir ve bu kesimdeki insanların büyük bir kısmının da kirada kaldığı bilinmektedir.

Sosyal Devlet Politikası ile Türkiye

Dünya ülkeleri her geçen gün özelleştirilmeye evrilipvatandaşlarını şirketlerin kucağına attığı bir zamanda Türkiye,özelleştirme ile kamusallık arasındaki dengeyi çok iyi korumuş ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara Kredi Garanti Fonu (KGF) teminatı ile kira ödemeleri olanların, fatura ödemesi gelenlerin imdadına yetişmeye gayret etmektedir. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı‘nın da maddi durumu iyi olmayan ailelere destek paketleri vermekte olduğu da malumumuzdur. Bunların da ötesinde “Yaradılanı sev yaradandan ötürü”  pusulasıyla yol almış ve bu yolda devam eden bir millet oluşumuzdandır ki kendilerini dünya devi ilan eden ülkelerine karşılıksız  bir şekilde sağlık sektörü materyalleri temin etmektedir.

STK’lar, Toplumsal Ruhun Ateşleyici Gücüdür

Gündemimizi büyük ölçekte meşgul eden salgının sonuçlarından birisi de kamu cenahının “Evde Hayat Var” sloganı ile halkı evde tutmasıdır. Fakat maddi yükümlülüğü olan ve geliri zaman aşımına uğramış aile babaları veya dul annelerin ihtiyaçları ne olacak? Bugün kaçımız semtimizdeki garibi gurabanın halini biliyoruz? Bana kalırsa pek çoğumuz, dikey şehirleşmenin sonucu olarak bilmiyoruz. Mademki bizler bilmiyoruz mademki ihtiyaç sahiplerine ulaşamıyoruz, bu durumda kara gün dostu olan yardım kuruluşları kaftan giyecek. Evet bu kurumlar kaftanlarını kuşansın ama hangi parayla yardımı gariban ulaştıracaklar? Tam da bu noktada maddi durumu sıkıntıda olmayan vatandaşlarımızın bağış konusunda büyük ölçekte hazır ve nazır olması gerekir.

Karz-ı Hasen için En Hayırlı Zamandayız

Öncelikle bugünlerde olacak müslümanlar arası dayanışma bizleri ilerleyen zamanlarda daha diri ve yek vücut olmaya teşvik edecektir. Yukarıda da değindiğimiz gibi işçi sınıfının çoğunun işlerini kaybetmeleri yahut ücretsiz izne ayrılmaları sonucunda vatandaşlarımız ellerinin altındaki tasarrufları harcamaya itmiştir. Hazıra dağ dayanmaz deyimiyle yaklaşacak olursak, bu birimlerin ömrü hanehalkının geneli düşük gelirli olduğu için uzun süre dayanmayacaktır. Böyle bir durumda öncelikle akrabalardan hali kötü olanların durumları sorulmalıdır. Özellikle dul ve çocuklu hanımların maddi durumları gözlemlenip ihtiyaç durumunda en güzel borç olarak tabir edilen “Karz-ı Hasen” eyleminin gerçekleştirilmesi toplumumuzun birliği açısından büyük bir öneme sahiptir. Öte yandan ticari kurumların da sektörler arasında yaşanan durgunluktan dolayı sıkıntıda olduğu şu zaman diliminde borçlarının ertelenmesi veya kendilerine borç para verilmesi birlik ruhunun en güzel örneklerinden biri olacaktır.

Uluslararası Katılım Finans Kurumlarının COVID-19 salgını sonrası durumu değerlendirilecek olursak, 40 yılı aşkın süredir yaklaşık 11.000 kalkınma projesi yürütmüş olan İslam Kalkınma Bankasının üye ülkelere destek konusundaki istekliliği göze çarpmaktadır. Banka, ülkelerin sağlık ve ekonomi alanında karşılaşılan zorluklar dolayısıyla ortaya çıkan acil ihtiyaçlarının giderilmesi için ince hesaplamalar ile yardım tutarları belirlemiştir. Salgının baş göstermesinden bu yana her hafta üye ülkelerdeki durumun kritiği yapılarak nelere ihtiyaç olduğu gözden geçirilmektedir.

İslam Kalkınma Bankası KOBİ’lerin bu zorlu dönemden en çok etkilenen gruplardan biri olduğunun bilinciyle üye ülkelerdeki KOBİ’lerin ekonomik aktivitesini dengede tutmak gayesiyle 500 milyon USD değerinde destek paketi içeren bir program hazırlamıştır.

Ülkemizdeki Katılım Finans Kurumlarının durumuna gelince, bu kurumların, hükümetin de destekleyici politikalarıyla paralel olmak üzere özellikle kurumsal müşterilere yönelik destek tedbirlerini olduğunu görmekteyiz. Ekonomiye destek paketleri kapsamında hayata geçirilen projeler her geçen gün artmakta ve söz konusu kitle için bir can suyu olmaktadır. Bunun yanı sıra Cumhurbaşkanmız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde başlatılan Milli Dayanışma Kampanyası’na olan destekleriyle Katılım Finans Kurumlarının da salgının ekonomik etkileriyle başa çıkma konusunda ne kadar istekli olduğunu görüyoruz.

Ulusal ve uluslararası Katılım Finans Kurumları ihtiyaçlara hızla cevap vermektedir. Pandeminin ekonomik boyutunun büyüklüğü de açıktır. Bu hususta Katılım Finans Kurumlarının hibe yöntemiyle desteklerine ek olarak Karz-ı Hasen ile ihtiyaç duyanları borçlandırması ve Karz-ı Hasen kapasitesini artırması yerinde olacaktır. Bu şekilde kurumlar hem var oluş fonksiyonlarını devam ettirmiş olacak hem de gereken desteği sağlamış olacaktır. Katılım Finans Kurumlarının sosyal finans anlayışı ile müşterilerinin ihtiyaçlarına cevap vermesi de gelişmekte olan bu sektörün ne kadar güvenilir ve tercih edilebilir olduğunu bir kez daha ortaya koyacaktır. Hiç şüphesiz tüm dünyanın bir dar boğazdan geçtiği bu zor zamanlar için en uygun finansman yöntemi Karz-ı Hasendir.

 

Recep Almalı: Dünya için Karz-ı Hasen Vakti” için bir yorum

  • Nisan 25, 2020 tarihinde, saat 3:35 pm
    Permalink

    Maşallah çok güzel bir yazı Tebrikler ????

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir