Seyyid Ebu Bekir Katılım Bülteni için yazdı: İslami ve Konvansiyonel Bankalarda Sözleşme Farkı

İslami ve konvansiyonel bankacılık arasındaki temel fark, ürünlerin üzerinde yapılandırıldığı temel sözleşmelerdedir. Bu nedenle İslami ve konvansiyonel bankacılık arasındaki farkı anlamak için bu sözleşmelerin niteliğini ve türlerini anlamak çok önemlidir. Bu kısa yazıda, İslami ve konvansiyonel bankalarda kullanılan temel sözleşmeleri ve bunların doğasını açıklamaya çalışacağız.

Hem İslami hem de konvansiyonel bankaların kâr elde etmek için kurulduğu bir gerçektir. Ancak, konvansiyonel bankalar tarafından kullanılan sözleşme helal değildir bu nedenle ilgili sözleşmelerden elde edilen gelir ve kar helal değildir. Aksine, İslami bankalar tarafından kullanılan sözleşmeler caiz olduğundan bu sözleşmelerden elde edilen kar helaldir.

Konvansiyonel Bankacılık

Konvansiyonel bankalarda kredi (faizli) bazlı sözleşmekullanılır. Banka, mevduat sahiplerinden para alır ve kar ile geri ödeme garanti eder. Benzer şekilde, banka müşterisinefinansman için borç para verir ve bu da faizli bir kredisözleşmesidir çünkü kar ile bu paranın geri ödenmesi garanti edilir. Yani, fon toplanması ve finansmanı için konvansiyonel bankalar tarafından kullanılan ana sözleşme (varlık tarafı ve sorumluluk tarafı) faiz temelli sözleşme imzalar. Şeriat hukukunda, borç miktarının üzerinde verilen herhangi bir miktar Kur’an ve Sünnet’te yasak olan faiz veya Riba olacağından, borç sözleşmesi paradan para elde etmek için kullanılamaz.

İslami Bankacılık

İslami bankalar kredi sözleşmesi kullanmaz, çünkü bu sözleşmeyi kullanırlarsa kar elde edemeyecekler. Bu nedenle, İslami bankalar satış veya ortaklık sözleşmeleri kullanır. Bakara suresinde yüce Allah  “Allah Riba haram, ticareti ise helal kıldı.” der. Bu yüzden İslami bankalar ticaret ve ortaklık bazlı sözleşmeler kullanırlar. Bakalım İslami bankalar tarafından ne tür bir satış veya ortaklık sözleşmesi kullanılıyor.

İslami Bankalarda Tasarruf/Mevduat Hesabı

Mevduat tarafında, bir mevduat sahibi bir tasarruf hesabına para yatırdığında İslami bankalar bir ortaklık sözleşmesi kullanır. Bu ortaklık sözleşmesine mudarebe denir. Bu sözleşmeye göre, mudi sermaye sağlayıcısı olarak kabul edilir ve banka fon yöneticisi olarak rabb ul maal kabul edilir. Banka ve mevduat sahibi 50:50 veya 40:60 gibi bir kar paylaşım oranı üzerinde anlaşırlar. Bu, bankanın mevduat sahibinin parasını kullanacağı ve gelir getirici faaliyetlere yatıracağı ve bu yatırımdan elde edilen kârın kararlaştırılan kar paylaşım oranına göre banka ile mevduat sahibi arasında paylaşılacak olacağı anlamına gelir. Örneğin mudarebe sözleşmesi kapsamında bir mudinin bankaya 1.0000 TL vermesi ve kar paylaşım oranının 50:50 olduğunu varsayalım. Şimdi banka bu 1.000 TL’lik yatırımdan 1.000 TLkar elde eder. Bu 1.000 TL, banka ve mevduat sahibi arasında 50:50 itibariyle paylaşılacak böylece banka 5.00 alacak ve mevduat sahibi 5.00 alacak. Eğer kâr 2,000 ise banka 1.000 alacak ve mevduat sahibi 1.000 alacak. Gördüğünüz gibi, bankanın ve mevduat sahibinin kârı, sermayeden elde edilen gerçek kâra göre değişecektir ve garantili kar yoktur. Aksine, konvansiyonel banka, gerçek kârın elde edilip edilmediğinebakılmaksızın, mükellef için kârı/getiriyi sabitler.

İslami Bankaların Finansmanı

Varlık tarafında, satış sözleşmeleri ve ortaklıklar kullanılır. Murabaha, müsaveme vb. gibi birçok satış sözleşmeleri türü vardır. Bazı sözleşmelerde mallar satılır, bazı sözleşmelerde ise hizmetler satılır. Şimdi bir örnek verelim. Bir otomobil üretim şirketi, bir İslam bankasına gelir ve tesisi için makine satın almak için 10.000 TL’ye ihtiyaç duyar. Konvansiyonel bankanın aksine, İslam bankası müşteriye faiziyle birlikte 10.000 kredi vermez. Bunun yerine, İslam bankası müşteriye, size kredi vermeyeceğiz, ancak makineyi sizin için satın alıp size satacağız. yani banka makineyi piyasadan satın alıp ve elde ettikten sonra kârla müşteriye satacaktır.

Bu sözleşmede bankanın birçok riskle karşı karşıya kalacağını anlamalıyız. Örneğin, makine banka müşteriye satmadan önce hasara uğrarsa banka bu zararı karşılar ve müşteri herhangi bir zarara uğramaz. Bu nedenle, İslami bankacılığa varlık tabanlı bankacılık denir çünkü banka varlıklarıyla ve reel ekonomik faaliyetleri fonlar. Ancak, konvansiyonel bankacılıkta banka bu zararı taşımaz. Eğer bir müşteri konvansiyonel bir bankaya gelir ve 10.000’e ihtiyacı olursa banka ona sadece faiziyle birlikte 10.000 verir ve müşteri bu krediyi faiziyle geri ödeyeceğini garanti eder. Eğer varlık kaybolursa veya yok edilirse, bu bir fark yaratmaz ve müşteri yine de borcunu geri ödemekle yükümlü olacaktır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir