Suat Baran Ataş Katılım Bülteni İçin Yazdı: Mit Ghamr: Hazin Sonlu Bir Başarı Hikayesi

Mit Ghamr: Hazin Sonlu Bir Başarı Hikayesi

Sevgili Katılım Bülteni okurları; İslami bankacılık fikriyatı özellikle 1960’lı yıllardan sonra gündeme alınmaya başlandı. Gerek Endonezya’nın 1947, Mısır’ın 1953 ve Malezya’nın 1957’deki bağımsızlık ilanları gerekse de bu ve benzer ülkelerin İslami bankacılık özelinde başlattığı akademik çalışmaların halihazırda aynı döneme tekabül etmesiyle birlikte 60’lı yıllar bir hayli yoğun geçiyordu. Nitekim pozitif hava ortamından istifade edebileceğini anlayan Ahmad al-Najjar (İslami finansın modern anlamdaki ilk öncüsü), Almanya’da doktora yaptığı sırada inceleme fırsatı bulduğu Alman Tasarruf Bankası’nı kendisine rol model olarak belirledi ve buna benzer bir tasarruf bankasını Şer’i hükümlerle/İslam iktisadı disiplinleriyle harmanlayacak bir proje üzerinde kafa yormaya başladı. Onun bir hayali vardı, Najjar herkese modern dünyada “İslami bankacılığın” mümkün olabileceğini kanıtlamak istiyordu.

Banka Kuruluyor…

Alman Tasarruf Bankası savaş sonrası bir hayli hırpalan bölgeleri özellikle kırsal alanları kalkındırmak ve oralara mahsus projeleri desteklemek için kurulmuş ve epey de başarılı olmuştu. Najjar bu bankadan oldukça esinlenmiş ve doktora dönüşü derhal çalışmalara başlamıştı. Kendisine hedef müşteri portföyü olarak da bilhassa kırsal kesimde yaşayan esnaf ve köylüleri seçen Najjar’ın temel gayesi, bu kesimde yaşayan bireylerin tasarruf birikimlerini ve kredi ihtiyaçlarını, Şer’i hükümlere uygun bir şekilde fon talep edenlere kanalize etmekti. Ayrıca tasarruf bilinci ve banka alışkanlıkları noktasında Amerika ve Avrupa’ya göre bir hayli geride olan halkı bilinçlendirmek; tasarrufları yatırımlara yönlendirerek “para stokçuluğunu” azaltmak ve fon arz-talep edenler arasında düşük masraflı aracılık yapmak gibi başka birtakım hedefleri daha vardı Najjar’ın. Ekibini de hazırlayan Najjar vakit kaybetmeden personel ve yer seçimine odaklandı.

Az buçuk bankada çalışmış olanlar veyahut staj yapanlar bilirler ki, “insan kaynakları” bir banka için neredeyse “ürün geliştirme” departmanı kadar mühimdir. İkili ilişkilerin oldukça gelişkin olduğu bu mesleki disiplinde personelin kalitesi ve bilhassa üslubu diğer birçok kriterden daha önemlidir. Najjar ve ekibi elbette buna vakıftı. Bu sebeple personel mülakatlarını çok titiz bir şekilde yürüttüler. Hedef müşteri portföyünün değerlerini ve manevi hassasiyetlerini anlayabilecek personelleri işe aldılar. Sıra yer seçimine gelmişti. Tarihe karşı ilgisi olanların malumudur ki o gün Mısır’da Abdünnasır’ın diktası vardı. Abdünnasır son derece Sovyet yanlısı bir liderdi ve sosyalizmi çıkış kapısı olarak görüyordu. Demem o ki bu yüzden Mısır’da mevcut bulunan anlayış, Najjar’ın ve bilahare İslam’ın öngördüğü “serbest piyasa” anlayışına taban tabana zıttı. Yani eyaletler arasında görece en liberali seçilmeliydi. Dakahliya’da bu minvalde en uygunuydu. Oranın valisi kısmen de olsa liberal bir anlayıştaydı. Ayrıca Nil nehrine yakınlığı; geçiş güzergahlarında olması ve bölge halkının İslami kimliği buranın uygun görülmesindeki diğer sebeplerdi. Evet, personel de yer de hazırdı artık. Faaliyetlere geçmek için hiçbir engel kalmamıştı.

Banka ile İlgili Bazı İstatistikler

1963 senesinde banka resmen faaliyete geçebilmişti. Najjar ve ekibi bir ilki başarmış ve modern anlamdaki ilk İslami bankayı kurmuşlardı. Mit Ghamr, kendisiyle aynı adı taşıyan (isminin geldiği) bölgede ilk şubesiyle müşterilerine hizmet vermeye başlamıştı. İlk yılın sonunda 17 bin 560 olan mudi sayısı 1967 yılına gelindiğinde %1300’ün üzerinde artarak 251 binleri geçmişti! Tasarruf alışkanlığı noktasında 3.sınıf ülkelere göre bile bir hayli geride olan bir ülke için gayet güzel bir gelişmeydi. Ayrıca mevduat büyüklüğünün mudi sayısına göre 4 kat daha fazla artması da (yani %4466) bu tezi destekler bir niteliktedir. Bilakis Mısır bankacılık mevduatı bu 5 yıllık süre zarfında %20 civarlarında büyümüştü. Öte taraftan bankanın büyümesi şube sayısına da yansıyordu. 1963 yılında tek şubeyle başlayan macera, 1967’ye gelindiğinde 9’a yükselmişti. Keza bu şubelerin 6’sı Dakahliya’da ve geri kalan 3’ü de başkent Kahire’de hizmet veriyordu.

Bankanın Operasyonları…

Klasik tasarruf ve katılım hesabından ziyade (bu enstrümanlar da başarıyla hizmet verdi) özellikle işletme ortaklığı ve doğrudan yatırım üzerine operasyonlar, bilahare bölge halkının ihtiyaçlarına çok güzel şekillerde cevap verdi. Bilhassa bankanın yüksek talep duyulan tuğla üretimini desteklemek için kurduğu fabrika ve finansal zorluklar sebebiyle kapatılmak zorunda kalınan özel okulu (Mith Ghamr Bölgesindeki yatırımlar) satın alarak işletmeye alması, bölge halkına büyük çapta yararlar sağladı. Devam eden yıllarda makarna fabrikası; yarı otomatik bir fırın, süt ve sulama makinaları fabrikaları ile en çok ihtiyaç duyulan alanlara da yatırım yapıldı. Mit Ghamr’ın ekosistemine bu suretle büyük destekler sunulmuş oldu. Ayriyeten müşkül durumunda olan insanlara el uzatabilmek için bir de “sosyal yardımlaşma” fonunu devreye alan banka, zekât ve diğer yardımlarla ihtiyaç sahiplerine el uzatabiliyordu. Mudilerin çalıştıkları meslek kolları da o günün şartlarına göre çokça ilerideydi. Öyleki öğrenciler; ev hanımları, işçiler ve çiftçiler, tasarruf hesabında genel oranın %83,3’ünü oluşturuyordu. Tasarruf alışkanlığının zayıf olduğu bir ülkede, normalde hesabı bulunmasının beklenmediği gruplar, genel oranda ezici bir üstünlükle zirvedeydi. Najjar’ın vizyonerliği buydu işte!

Bankanın Başarısında Etkili Olan Faktörler

Bölge halkına tasarruf bilinci kazanması noktasında verilen eğitimler ve yürütülen kampanya; personelin bölge halkının ihtiyaçlarını ve değerlerini kavrayabilmesi, kredi dönüşlerinin yüksek olması (kırsal alanlarda insanların birbirini tanımasından dolayı), faizsizliğin mümkün olması hasebiyle muhafazakar kişilerin mudi olmaları, Abdünnasır rejimi ile herhangi bir gerilim olmaması için “İslami Banka” tanımının kullanılmaması ve en önemlisi halkın, bankanın bir parçası/ortağı olduğu yönündeki algının başarısıyla Mit Ghamr, kısa zaman içerisinde çok hızlı bir şekilde büyüme performansı gösterdi.

Saadet Ortamı Bozuluyor, Banka Kapatılıyor

Halkın birçok kesiminin tasarruf alışkanlığı kazanması ve ekosisteme katılması kimi rahatsız edebilir? Bilhassa bankanın Mit Ghamr bölgesine katmış olduğu ekonomik faaliyetler artısı ve üretim cephesinde görülen gelişmeler bir rejimi neden tedirgin eder ki? Hem de iktidarda sosyalistler varken! Bu arada rejim kelimesini kullanmamdaki sebep, Nasır ve çetesinin ülkedeki idareyi zorla gasp etmesidir (1954 Mısır Darbesi). İnsanların seçim hürriyetine karışanlar, iktisadi özgürlüklerine mi saygı duyacaklar? Elbette hayır. Onun için “liberal” damgası yiyen bankamız, başka birtakım gelişmeler ve siyasi sebeplerden ötürü 1967 yılında Mısır Merkez Bankası tarafından devralındı. Bu gelişmeyle birlikte yöre halkının hem saadet ortamları bozuldu hem de iktisadi özgürlükleri ellerinden alındı! Sadece bölge halkı etkilenmedi Mit Ghamr’ın kamulaştırılmasından. Bu hareketle İslami Finans, kuruluş evrelerinde çok ağır bir darbe yedi. Öyle ki uzman İslam iktisatçıları bu eyleme karşı, “İslami bankacılığa vurulmuş en büyük darbe” yakıştırmasını takmışlardır. Sonuç olarak, büyüme evresinde haince bir darbe yiyen İslami bankacılık, çok değil sadece birkaç yıl sonra, içlerinde Mısır’ın da bulunacağı bir platformda neredeyse tüm İslam ülkeleri tarafından desteklenecek bir mekanizma (İKB-IsDB) çerçevesinde ele alınacak ve aynı yıl, ilk kapsamlı İslami ticaret bankası Dubai’de kurulacaktı.

Kaynaklar:

1-Chacki, K. “Origin and Development of Commercial and İslamic Banking Operation”, J. KAU: Islamic Econ. V:18 No.2, 2005.

2-Alonso, M. ” Mit Ghamr: Pioneer in Islamic Banking”, 10th International Conference on Islamic Economic and Finance.

3-http:/shodhganga.inflibnet.ac.in/bitstream/10603/52863/11/11_chapter%206.pdf

4-http:/shodhganga.inflibnet.ac.in/bitstream/10603/52863/11/11_chapter%206.pdf

5-Katılım Bankalarının Şube ve Personel Gelişimi/TKBB

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir