TASARRUF FİNANSMAN’IN GENÇLERE MESAJI VAR

Sahiplik duygusu insanlığın varlığından beri süregelmiş içgüdüsel bir yapıdır. Bu iç güdünün gerçekleşebilmesi için de belirli şartların yerinde olması gerekmektedir. Hem barınma ihtiyacı için hem de sahiplik iç dürtüsüyle ev almak isteyen bireyi ele alalım. Öncelikle o eve sahip olabilmesi için para şartının yerinde olması gerekmektedir. İçinde bulunduğumuz hayat şartları gereği aylık gelirlerle yaşayan bireyler olduğumuzu hesaba katarsak peşin ödeme yöntemi ile ev sahibi olabilmemiz oldukça zor görünmektedir. Bu durumda bir finansman ihtiyacı doğacaktır. Bunlar bankalar, Tasarruf Finansman kurumları vs. olabilir. Hepimiz bankaları biliyoruz ama Tasarruf Finansmanı ne demek ya da daha önce duyduk mu? Gençlere vaatleri var mıdır ki acaba? Buyurun hep beraber bakalım…

 

Tasarruf Finansman Sektörü Nedir?

İlk uygulamaları Almanya’da Yapı Tasarruf Sandığı olarak faaliyete başlayan ve daha sonrasında diğer Avrupa ülkelerinde de uygulamaya konulan bir finansman yapısıdır. Avrupa yapısındaki işleyişi, katılımcının talep ettiği finansman tutarının %40’a kadar birikim yapması ve bu birikimin yeterli olduğu durumda düşük faiz oranıyla istenilen konut finansmanı için fon kullandırımı yapılır. Türkiye’deki uygulamasında ise ihtiyaç duyulan finansman oranının BDDK süreciyle beraber %40’a kadar bireylerin oluşturmuş oldukları finansman gruplarında birikim yapmalarını ve geriye kalan finansman tutarı için faizsiz bir şekilde fon sağlaması kararlaştırılmıştır. E faizsiz olur mu hiç vardır bunda da gizli faiz… diyenler de olabilir. E tabi burada hizmet veren kurumlar neticede ticari unvana sahipler ve kâr amacı gütmektedirler. Haliyle yapılan işlemlerden de bir miktar para kazanıyorlar.  Fon hizmeti sunan kurumların karı ise proje bedelleri karşılığında belirli oranda hizmet bedeli almaları ile sağlanmaktadır. Siz de takdir edersiniz ki kimse bedavaya böylesine bir yükün altına girmez : ) Tabi sistemin tek güzel özelliği faizsiz olması diyemeyiz. Aynı zamanda toplumsal dirliği ve birliği de desteklemektedir. Böylece bireysellik yerine “biz” kavramı da toplum içerisinde sürekli olarak kendine yer bulur ve toplum sosyolojik anlamda güçlü duruyor.

 

Gençler için Fırsat mı?

En güzel birikimin gençlik yıllarında olduğu ve birikimin tatlı heyecanının bir başka olduğunu hepimiz biliriz. Çocukluğumuzu hatırlayalım, hepimizin almak için sabırsızlandığı, harçlıklarından arttırıp hayalini kurduğu o bisiklet için ne kadar heyecanlandığımızı, nasıl tasarruf ettiğimizi ve sonucunda almış olduğumuz o enfes gurur ile “Ben aldım, kendi paramla” deyişimizi. Ailesinin ona sürpriz yaparak aldığı bisikletin bir süre sonra değersizleşeceğini fark ederiz ama kendisinin sabırla, tabii ki doğru teşvik ve yönlendirme ile aldığındaki gururunun bambaşka olacağını az çok tahmin edebiliriz. Küçük yaşlarda birikime alışan bireyler elbette hayatlarının ilerleyen yıllarında birikim noktasında sorun çekmeyeceklerdir. Zira artık beklemenin o tatlı heyecanına alıştığı için rahatça faizsiz bir şekilde kendisi için belirlenmiş teslimat tarihinde istediği evini, arabasını veya farklı gayrimenkulünü alabilir. Bu yüzdendir ki tasarruf bilinci küçük yaşlarda çocuklara aktarıldığı takdirde ilerleyen yaşlarda bireylerin tasarruf yapabilmeleri çok daha kolay olacaktır. Bunun da yanında ülkemiz gelişmekte olan ülkeler statüsünde olduğu için Merkez Bankası’nın piyasa istikrarını koruyabilmek adına faiz oranlarını konjonktürle olarak düzenlediğini kabul etmemiz gerekmektedir. Bu durumda ev hayalini baz alırsak faiz dalgalanmalardan etkilenmeden kısacası faiz maliyetine de katlanmadan hayallerindeki eve sahip olabilirler. Çocukluğumuzdaki o masum heyecanımızı büyüdüğümüz de kaybetmemek adına, doğru yönlendirme ile faizsiz bir şekilde hayallerimize koşabiliriz. Son olarak şunu diyebiliriz ki dünyadaki her varlık bir birikim ürünüdür.

 

Recep ALMALI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir