Zeynep Hafsa Orhan Katılım Bülteni için yazdı: İslam İktisadının Türkiye’deki Mevcut Durumuna Dair Genel bir Değerlendirme

Bugün dünyada ve Türkiye’de “İslam iktisadı/ekonomisi” olarak bilinen şey terimsel olarak ilk kez 1900’lerin başında ortaya çıkmıştır. Daha önceleri doğrudan böyle bir tabire gerek olmayışının ve bu tabirin özellikle 20. yy başında ortaya çıkışının kendine has sebepleri olmakla birlikte burada detayına girilmeyecektir. Önemli olan husus, İslam iktisadınıngerileme tecrübesi yaşayan Müslüman toplumlar için ekonomik alanda topyekûn sistemsel bir öneri olarak ortaya konmasıdır. Daha sonraları, çeşitli sebeplerle özellikle 1970’lerin sonuna doğru İslam iktisadının tıpkı iktisat bilimi gibi bir bilim dalı olarak yapılandırılması çalışmaları hız kazanmıştır. Bu tarz çalışmaların genel anlamda başlangıçtaki amaçla uygunluğu, arzu edilirliği ve süreç içerisindeki sorunların mahiyeti açısından tartışılır olduğunu belirtmek gerekir. Yine de bugün gelinen noktada dünyanın pek çok yerinde ilgili eğitim kurumlarının kurulması, organizasyonların düzenlenmesi ve akademik çalışmaların yapılması hep bu süreçle bağlantılıdır. Başlangıçta bütüncül bir sistem olarak düşünülen İslam iktisadının teorik, metodolojik, hukuki ve politika bazlı alt yapıdan ziyade baskın bir şekilde görünür olduğu alan ise kurumlar, özellikle de finansal kurumlar olmuştur. Bunun da sebepleri ayrıca tartışılabilir. Nihayetinde dünya genelinde bugün eğitim, organizasyon, araştırma ve finansal kurum odaklı bir İslam iktisadı yapısından bahsetmek mümkündür.

Bir önceki paragrafta anlatılan dünyadaki İslam iktisadına yönelik gelişmelerin Türkiye’de özellikle görünür olmaya başladığı yıllar, ilgili eserlerin Türkçeye çevrilmeye başladığı 1960’lardır. Bunun ardından özgün eserler de Türkçe literatürde yer bulmaya başlamıştır. Bunu takiben yurt dışından gelen katkılarla da birlikte İslam iktisadının özel finans kurumları adı altındaki yapılarla 1980’lerde görünür olmaya başlaması söz konusu olmuştur. İslam iktisadı ve finansının Türkiye’deki asıl gelişimi ise 2000’lerden sonra gerçekleşmiştir. Bu bağlamda üniversitelerde ilgili bölümler (lisans ve lisansüstü düzeyde) açılmış, sivil toplum kurumları bazında merkezler kurulmuş, eğitimler verilmiş, organizasyonlar düzenlenmiş, artan sayıda çalışmalar yapılmış ve çeşitli İslami finans kurumları (katılım sigortacılığı, katılım endeksi gibi) kurulup bunlara dair düzenlemeler yapılmıştır. Bu sayılanların hepsi halihazırda da devam eden gelişmelerdir.

Peki bütün bu sayılanlar, Türkiye özelinde İslam iktisadı ve finansının yeterli, arzu edilir seviyede ve nitelikte olduğuna mı işaret etmektedir? Bu soruya doğrudan olumlu bir şekilde cevap vermek zordur zira pek çok olumlu gelişmenin yanı sıra sıkça dile getirilen eksiklikler de mevcuttur. Örneğin nüfusunun büyük bir çoğunluğu Müslüman iken İslam’a dayalı finansal hizmetler verme amacını taşıyan kurumlara olan ilginin ve dolayısıyla bu kurumların sektördeki yerinin göreceli olarak zayıf kalması, söz konusu eksikliklerden bir tanesi olarak zikredilmektedir. İslam iktisadına yönelik çalışmaların niteliğinin yer yer zayıf kalması, düzenlenen ilgili organizasyonların istenen amaca ne kadar eriştiğinin sorgulanması da buna eklenebilir. Bu ve benzeri eksikliklerin detaylı bir şekilde incelenip sebeplerinin araştırılıp bunlara çözüm önerileri getirilmeye çalışılması apayrı bir gündeme işaret etmektedir. Dolayısıyla bu yazıya sığdırılması mümkün değildir. Fakat burada değinilebilecek olan kısım şudur; sayılan eksiklikler ve benzerlerine dair neler yapılabilir? Bu sorunun cevabı iki ayaklı olarak verilebilir; birincisi, yukarıdan aşağıya doğru yapılabilecekler. İkincisi ise aşağıdan hareketle yani halk ve sivil toplum bazında yapılabilecekler. Yukarıdan aşağıya doğru yapılabilecek olanları, bütün her şeyi kapsamamakla birlikte, şöyle listeleyebiliriz:

İslam iktisadı ve finansına yönelik temel ihtiyaçların belirlenip bunlara yönelik planlar hazırlanması,
İslam iktisadı ve finansına yönelik odaklı, sistemli ve sonuca yönelik etkinliklerin düzenlenmesi,
İslam iktisadı eğitiminin önündeki problemlerin tespit edilip çözüm yolları aranması,
İslam iktisadı ve finansına yönelik gerekli hukuki alt yapının hazırlanması için adımlar atılması (örneğin faizsiz finans kanununun yürürlüğe girmesi gibi).
İslam iktisadı ve finansı açısından ekonomi politik teori ve pratiklerin uygulanmasına yönelik -akademi ile de bağlantılı olarak – araştırmalar yapılıp adımlar atılması.

İslam iktisadı ve finansına yönelik olarak alttan yukarı doğru yapılabilecek olanları ise şöyle sıralayabiliriz:

İslam iktisadına yönelik farkındalık oluşturulması (akademik çalışmadan ziyade genele yönelik eylemlilik bazında),
Özellikle sivil toplum nezdinde halk ile yukarısı arasında ilgili konulara dair bilgi ve uygulama aktarımının sağlanması.

Buraya kadar sayılanları yönlendirmek açısından önemli bir husus ise hem halk ve sivil toplum nezdinde hem de eğitim kurumları, sektör ve üst yönetim nezdinde İslam iktisadı ve finansına bakış açısının kapitalizmin temel özelliklerinden (her koşulda ve her şeyden önce kâr maksimizasyonu fikri, yırtıcı rekabet, materyalizme dayalı pragmatizm) ziyade İslam’ın ruhu ve ahlâkına uygun şekilde dönüştürülmesidir. Bu ise hiç kolay bir mesele değildir; zira dünya yaklaşık iki yüz senedir modern seküler kavramlar ve amaçlarla hareket ettiği için bu, zihinlerde ve gönüllerde ünsiyet peyda eder hale gelmiştir. Bu zihniyet ve bakış açısı dönüşümü için tabandan tavana doğru pek çok yapının katkısına ihtiyaç vardır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir